Yazarlar

İhracatın önündeki engeller

1 ay önce

İhracatın önündeki engeller

 

İhracat her ülke için çok önemlidir. Hele de döviz açığı bulunan iç pazarı daralan ülkeler için adeta bir can simididir.

 

Hakeza turizm de öyle.

 

Türkiye son dönemde bu iki alanda da ciddi kan kayıpları yaşıyor.
 
Turizmde nicel olarak rakamlar iyi gözükebilir belki, fakat nitelikli ve para harcayan turistlerin yerini ucuz tatil olanaklarından istifade etmek isteyen fakir turistler alınca 30 euroya tatil yapmak isteyen turistlerin gözde tatil tercihi Türkiye oluyor. 

 

Bir de Arap turistle var, fakat onların birçoğu artık burada mekân sahibi olduğu için daha çok iç turist sayılabilir.
 
İhracat konusuna dönersek, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 55’i Avrupa Birliği (AB) ülkelerine. 

 

Türkiye yıllardır ne ihracatını nitelikli hale getirebildi ne de ihracatındaki ithalata bağımlılığı aşağı çekebildi.

 

Hatta özünde bir tarım ülkesi olan bu coğrafya, tarım ve gıda ürünlerini hatta onların tohumlarını bile ithal eder bir hale geldi.
 
Ekonomik gidişatın gerçeğini öğrenmek isteyen, masa başından kalkıp reel ticaretin can damarları içerisinde dolaşmak zorundadır. 

 

Ben hep böyle yapan biriyim. 
 
Masa başında hazırlanan ve hazırlayanların bile izah etmekte güçlük çektiği dataların güvenilir olmadığını artık herkes biliyor.

 

Kaldı ki bu dataların kendi içerisinde nasıl tutarsızlıklar içerdiğini de biliyoruz.

 

Bu dataların en kolay ve güvenilir sağlamasının yapıldığı yerler de çarşı–pazar, market, cafe ve butik vb. ticaretin kalbinin attığı yerlerdir.
 
Tekstil sektöründe üretiminin önemli bir kısmını ihraç eden önemli üreticilerle konuşma hatta  durumu yerinde görme fırsatım oldu.

 

Manzara iç açıcı değildi, çünkü sürekli yoğun olan yerlerde şimdilerde Irak, Suriye gibi ülkelerden üç beş kişi dolaşıyordu. 

 

“İşler nasıl?” dedim. “Çok kötü.” dediler hep bir ağızdan…
 
“İhracat iyi olması lazım.” dediğimde;
 
“Bizim ihracatımızın çoğu AB ülkeleriyle idi. Hükümet politikaları ve son zamanlarda AB ile yaşanan sıkıntılar ticarete de yansıdı. Artık oralardan gelen siparişlerimiz kesildi.” dediler.
 
Bir işadamı, “Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrası aynı durum Rusya ile de geçerli. Artık Ruslar da eskisi gibi gelmiyor.” dedi.

 

“Rusya ile ilişkilerimiz bahar havasında.” dediğimde, “Evet sonbahar gibi.” diyerek 

 

“Rusya artık kendi üretimini kendi yapmak üzere tüm hazırlıklarını tamamlamak üzere. Türkiye’den birçok tesis ve makine ekipmanları kuran ustalar Rusya’da fabrika kuruyorlar. Bir müddet sonra üretim başlayacak, anlayacağınız Rus pazarı da elden çıkmak üzere.” ifadelerini kullandılar.

 

Ellerinde pazar olarak kala kala birkaç minik Arap ülkesi kalmış, onların siparişleri de çok küçük ölçekteymiş.
 
İç perakende pazarı geçen haziran ile bu haziran karşılaştırmasında resmi rakamlara göre yüzde 4 civarında küçülmüş. Bunun reelinin minimum yüzde 10 olduğunu da perakende sektörünün önemli oyuncularından öğrendim.
 
İhracat pazarlarında özellikle en büyük partnerimiz AB Ülkelerinde sorunun ne olduğunu araştırdığımda iki temel mesele olduğunu gördüm.
 
İlk ve en önemli sebep Türkiye’de son zamanlarda yaşanan hukuk ihlalleri ve tek sesli medya anlayışı gibi temel haklar konusunda yaşanan sıkıntıların bu ülkelerde hoş karşılanmadığı gibi ülke medyasında Türkiye’de yaşanan sorunların ardı arkasının kesilmediğinin anlatılması.
  
Mülteci krizi ve buna bağlı olarak hükümet yetkililerinin zaman zaman AB ülkelerine yönelik “kapıları açarım”  gibi tehditkâr çıkışlarının hoş karşılanmadığı, bütün bunların toplamının da ticarete yansıdığı görülmektedir.
 
İkinci olarak birçok AB ülkesi kısmen durgunluk eğiliminde. Bu da ihracata yansımaktadır.

 

Türkiye ihracat pazarlarını çeşitlendiremezken, mevcut pazarlarını da kaybetme riski ile karşı karşıyadır. 
 
Hiç kimse temel meseleleri dile getiremediği gibi, tehlikeli bir nemelazımcılık salgını baş göstermiştir.

 

Ülkedeki siyasi iklim ve kuraklık sadece içeriyi değil dışarısını da çok tehlikeli bir şekilde etkilemeye başlamıştır.
 
Türkiye doğu ile batı arasında bir köprüdür. Fakat ne bir doğu ülkesi ne de bir orta doğu ülkesidir. Türkiye’nin rotası batıya doğrudur. Doğru rota da budur. Ülkenin çıkarları da bu rotayı takip etmeyi gerektirmektedir.

 

İç pazarın daralmasına ve ekonominin yoldan çıkmasına neden olan sebepler dışarıda da sos vermektedir.
 
Çok ivedi bir şekilde temel insan hakları hukuk ve özgürlük sorunları çözüme kavuşturulmazsa bu gelecek kuşakların geleceğinin de çalınması anlamına gelmektedir ki insanların umudunu yok etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. 
 
Umutsuz insanların yaşadığı bir ülke çorak ve yaşayan ölüler diyarıdır.




Yorumlar için veri yok!

İlgili konular

Malatya ve Adıyaman arasında ‘sınır’ tartışması: 5 yaralı

Malatya ve Adıyaman arasında ‘sınır’ tartışması: 5 yaralı

9 saat önce

Malatya ile Adıyaman arasındaki sınır tartışması yeniden alevlendi.   İddiaya göre Adıyaman'a sınır olan Kozluk Mahallesi'ndeki yaylada yol çalışması yapıldığı sırada bölgeye ...Devamını oku