Yazarlar

Araplar niçin Türkiye’nin Ortadoğu’daki hamlelerine karşı

1 yıl önce

Dalia Ziada

Kahire gündemi hayli yoğundu. 3 Mart 2021’de Arap Birliği bünyesinde, Arap ülkeleri dışişleri bakanları toplantısı vardı. Katar da katılan ülkeler arasındaydı. Gündemde, bölgenin sıkıntıları vardı.

Dalia Ziada

Özgür Liberal Demokrasi Enstitüsü Direktörü

 

Tüm konuşmalarda, bazı yabancı ülkelerin, siyasi-askeri gücünü kullanarak zayıf yada başarısız bazı bölge ülkelerindeki çeteleri destekleyerek içişlerine müdahalesine vurgu vardı.

 

Arap ülkeleri dışişleri bakanları toplantısı sonuç bildirgesinde, özellikle yoğun bir şekilde Arap ülkelerine askeri müdahalelerde bulunarak bölge güvenliğini ve istikrarını sarsan Türkiye ve İran kınandı.

 

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da bunun karşısında Arap Birliği Örgütü’nde yapılan toplantıların akabinde yapılan bu açıklamayı tümden reddettiğini açıklayan bir bildirge yayınladı. Özellikle de Türkiye’nin Arap ülkelerinin içişlerine karışma iddiasını yalanladı. Açıklamada Türkiye’nin bölge güvenliğini ve istikrarını sarsması iddiasının delilden yoksun olduğu vurgulandı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Dost ve kardeş Arap ülkeleri halklarının kabul etmeyeceği bu açıklamayı, bazı Arap ülkelerinin yaptığı yıkıcı faaliyetlerin üstünü örtme çabası olarak gördüklerini belirtti.

 

Türkiye Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Arap ülkelerinin egemenlik ve toprak bütünlüğünün Ankara’nın öncelikleri arasında olduğu iddia edildi. Dolayısıyla Türkiye’nin parçası olduğu Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın güvenliği ve istikrarı için elinden gelen tüm gayretleri gösterdiğini vurguladı. Ama pratiğe baktığımızda Türkiye’nin açıklamalarının tam tersini görmekteyiz.

 

Geçtiğimiz beş yıl içinde İslam ve Arap ülkeleri liderlerinin çeşitli münasebetlerle yaptıkları toplantıların hemen hemen hepsinde Türkiye’nin, Arap ülkelerinin içişlerine müdahalesi kınandı. Özellikle de askeri müdahalesi. Türkiye de her defasında Arap ülkelerinin bölgesel rolünü ısrarla görmemezlikten gelmesine karşı resmi açıklamalarda bulundu. İşin doğrusu Türkiye bölgenin bir parçası, dışarıdan olaya müdahil olmaya çalışan yabancı bir güç değil. Öyle yada böyle Türkiye ile Arap ülkleri arasında diyalog bağı kopuk gözüküyor. Bu kopukluğun, karşılıklı boş ithamlar ve restleşmeler bir kenara bırakılarak giderilmesi zaruri gözüküyor. Taki Türkiye ile Arap ülkeleri Ortadoğuda kendi halkları menfaatleri doğrultusunda yardımlaşabilsinler. Özellikle de güvenlik tehditlerini bertaraf ederek ekonomik refahlarını sağlayabilmeleri için.

 

İlk adım olarak Türkiye, Arap ülklerine müdahalesi sonucunda ortaya çıkan endişeyi anlamalı. Elbette Türkiye, Ortadoğunun ayrılmaz bir parçası. Dolayısıyla bölgesel sorunlarda rolünün olması tabiidir. Arap Birliği Örgütü de –sonuncusu hariç- şu ana kadar Türkiye’nin Ortadoğuya müdahalesine karşı çıkmadı. Son zamanlarda karşı çıkması da Başkan Erdoğan’ın bölgenin istikrarını tehdit eden hatalı politikaları sonucunda oldu. Bu da Türkiye ile Arap liderleri arasındaki kardeşlik ve güven bağını kopardı. Bu hatalı politikaların başında şüphesiz ki Erdoğan’ın, Arapların menfaatlerini baltalayan İhvan ve Hamas gibi terör örgütü olarak Kabul edilmiş bazı radikal İslamcı cemaatleri şartsız desteklemesi geliyor.

 

Özellikle Arap Baharından beri Erdoğan’ın İslamcılardan taraf olması, bir çok Ortadoğu ülkesinin düşman olarak gördüğü İran’la aynı potada yer alması olarak algılandı Araplar tarafından.

 

İran, özellikle Lübnan, Suriye ve Irak’ta ortalığı karıştıran büyük çaptaki silahlı çetelere destek oluyor. Yemen’de, Körfezin en büyük ülkesi ve İslam’ın ortaya çıktığı mukaddes topraklara sahip Suudi Arabistan’ın güvenliğini direk tehdit eden Husilere de destek çıkıyor.

 

Ocak ayında ABD’nin yeni başkanı Joe Biden seçildiği andan beri Husiler, Suudi Arabistan’ın güneyinde bulunan sivilleri ve petrol kaynaklarını hedef alan saldırılar gerçekleştiriyor. şu ana kadar İHA’larla yirminin üzerinde füze saldırısında bulundu. Bunun yanında Kızıldeniz, Umman Denizi ve Hint Okyanusunu birbirine bağlayan Babülmendep Boğazında uluslararası deniz taşımacılığının önünde de sürekli tehdit oluşturmakta.

 

Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da askeri varlık alanine inanılmaz bir hızla genişletmeye çalışıyor. Şu anda Türk silahlı güçleri, Libya, Sudan ve Somali’de hala bulunmakta. Örneğin Aralık 2019’dan beri binlerce asker ve askeri teçhizat ve Suriyeli çeteleri Libya’ya yerleştirdi. Bunu, Libya’ya silah satımını yasaklayan ve tüm yabancı güçlerin ülkeden çıkması kararı alan BM Milli Güvenlik Konseyi kararlarına ragmen yaptı.

 

Kuzey Suriye’de yaşayan Suriyeli Kürt halkının istememesine ragmen terörle mücadele kapsamında beş yıldan beri hem askeri üssü hem de geniş bir alana yayılan Türk askeri güçleri bulunuyor.

 

Bu sene Türkiye’ye Irak içlerine de girmeye başladı. Ancak bu sefe Suriye’deki hataları tekrarlamadı. Geçtiğimiz Şubat ayı PKK’ya karşı düzenlenen Pençe Kartal 2 Operasyonu öncesi Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Bağdat’taki Irak merkezi yöneticilerini ziyaret etti. Daha sonra da Erbil’deki Kürdistan Özerk bölgesi yetkilileri ile görüştü. Görüşmede Türk askerlerinin Kuzey Irak’a girmesi görüşüldü. Belki de Iraklı yetkililer Türkiye’ye izin vermiştir. Zira Türkiye’nin bu operasyondaki hedefi meşru idi. PKK elinde esir olan bazı Türk askerlerini kurtarmak ve sınır güvenliğini terör tehditlerine karşı güvene almaktı. Buna rağmen Türkiye ile İran arasında operasyon sonrası askerlein bölgede kalmasından dolayı gerginlik yaşandı.

 

 Türkiye, yakın gelecekte bölgede operasyonlarını sürdüreceğini açıkladı. Irak’ta ciddi nüfuzu olan İran, Türk askerlerinin Irak topraklarında bulunmasını, bölgede bulundurduğu kendisine bağlı silahlı gruplar için ve Kuzey Irak’taki İran çıkarları için tehdit olarak algıladı.

 

Eğer Türkiye, Ortadoğunun güvenliği ve istikrarını sağlamayı düşünüyorsa Ankara şunu bilmeli ki bu hedefini Arap ülkelerinin menfaatlerini tehdit ederek gerçekleştiremez. Muhakkak ki Arap toplumu hatta bir çok Arap hükümeti, Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmeyi arzulamakta.  Ancak bu, Türk yetkililerin, Arap ülkelerini, Türkiye’nin İran’ın bir kopyası olmadığına ikna etmesine bağlı.

 

Türkiye’nin Ortadoğunun en önemli ve en güçlü ülkelerinden olduğu herkesin malumu.

Geçtiğimiz yıllarda, Türkiye’nin üstün askeri yeteneği, bazı bölge sorunlarında Amerika ve Rusya gibi yabancı güçlerin müdahalelerine meydan okudu.

 

Ancak Başkan Erdoğan’ın, bölge ülkeleri aleyhine çalışan silahlı cemaatleri sürekli bir şekilde desteklemesi, büyük Ortadoğu ailesinin güvenilir bir üyesi kardeş ülke algısı yerine Arapların hatta İsraillilerin Türkiye’yi tehdit kaynağı ve düşman devlet olarak algılamasını sağlıyor.



İlgili konular

erdoğan

Erdoğan: Müzakere öncesi biz de heyetlerle kısa bir görüşme yapacağız

4 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rusya ve Ukrayna heyetleri, yarın İstanbul'da tekrar bir araya geliyor. Toplantı öncesi biz de heyetlerle bir araya gelerek kısa bir görüşme yapacağız" diye konuştu....Devamını oku
Putin ve Zelenski

Kremlin açıkladı: Putin ve Zelenski bir araya mı geliyor?

4 ay önce

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rus ve Ukraynalı heyetlerin bugün Türkiye’ye gideceklerini belirterek, “Yüz yüze görüşmelere başlanmasına karar verilmesi bile başlı başına önemlidir” dedi....Devamını oku