Yazarlar

Asıl kaybeden!

2 hafta önce

ertekin ekin

İslam'a ve İslami anlayışa yönelik mücadele her zaman ve dönemde olmuştur. Her zamanın ve dönemin mücadele yöntemleri de farklılık arz etmektedir.

Doğrusu Haber Merkezi

 

Haçlı seferleri ile net bir savaş haliyle İslam'a karşı ortaya konulan mücadele anlayışı yakın tarihimize kadar sürdürülmüştür. Bu savaş haliyle yapılan mücadeleler işin bir nevi elle tutulur gözle görülür tarafı olarak da düşünülebilir. Zira bilinen ve fiili bir durum söz konusudur.


Savaş yoluyla net bir başarı ya da kazanç elde edemeyenler bir de ' beşinci kol faaliyetleri' olarak adlandırılan türden mücadele içerisindedirler. Bu mücadelede maddi ya da manevi her şey bir araç olarak kullanılabilmektedir. Bir kalenin ancak içeriden yıpratılarak ele geçirilebileceğini herkes bilir. Bu nedenle bilinen/bilinmeyen her türlü mücadele başarmak için bir yöntem olarak uygulanmaktadır.


Günümüzde zaman zaman meydana gelen menfur terör saldırıları sonrası İslam'a karşı 'beşinci kol' faaliyetleri daha sistemli bir şekilde yürütülmektedir. Sosyal medya gücünün aktif bir şekilde kullanılması ile İslam'a yönelik daha net zararlar verilebilmektedir. Zira dünyada medya gücünde müslümanların net bir varlığından söz etmek mümkün değil. Ancak gelinen noktada mücadele ederken durum çok da vahim değildir. Çünkü her türlü sosyal medya ile inandığınız değerleri rahatça savunabilir hatta propaganda yapabilirsiniz!


Savunduğunuz ve elinizdeki hakikatler elmastan ise korkmaya ya da paniklemeye gerek yoktur. Başınızı öne eğdirecek bir inancınız ve değer yargılarınız yoksa telaşlanmaya gerek yoktur. Zira sadece bir kişi bile sosyal medya ile bütün dünyayı olumlu ya da olumsuz etkileyebilir.


İşte tam da bu bağlamda bugün Türkiye'de olup bitenleri daha iyi görme/anlama fırsatı buluyoruz. Asırlardır İslam'a hizmette bayraktarlık yapan Türk milleti ve Anadolu coğrafyası büyük bir oyuna sahne olmaktadır.

 

Oyunda aktif rol alanlar için ise maalesef rol model olarak İslam kimliği tercih edilmiştir!.. Çünkü asırlardır dışarıdan istedikleri zararı veremeyen çevreler, kalenin içeriden ele geçirilip yıkılabileceğini çok iyi biliyor!
Peki bu kirli düşüncelere sahip çevreler bunca zaman neden beklemiş olabilirler? Neden daha önce değil de şimdi aktif olarak bu işe koyulmuşlardır? Meselenin gerçekten psikolojik, sosyolojik ve bilimsel açılardan ele alınması gerekir. Zira sergilenen oyunda bu coğrafyada insanların genleriyle oynandı. Dıştan gelen saldırılarda göğsünü siper eden ve seve seve canını feda eden bir toplum mankurtlaştırıldı ve duyarsızlaştırıldı!..Daha önce topla tüfekle kaba kuvvetle yapılamayanlar bugün AKP eliyle fazlasıyla gerçekleştirilmiş oldu.


Müsteşrikler asırlardır İslam'a zarar verme adına net bir başarı ortaya koyamamıştı. Ancak bu yüzyılda bu güzel coğrafyada 18 yılda kötülük adına her şeyi AKP iktidarı ortaya koydu!.. İslâmî kavram ve değerlerden hepsinin içi boşaltıldı. Öyle ustaca taktikler uygulandı ki uyuşturulan Müslüman halktan en ufak bir tepki hasıl olmadı. Meydanlarda sosyal medyada bir kaç dini söz, görüntü ve kutsal kitabın istismarı ile halkın ekser çoğunluğu iğfal edildi!! Gelinen noktada kaybeden sadece bir millet ve bu coğrafya olmadı!..Varlık sebebimiz ve olmazsa olmazımız olan İslam dini de büyük ölçüde bir zarara maruz kaldı. 18 yıldır milletin ve devletin başına çöreklenen bu karanlık eller ülkede ne adalet koydular ne de din! İyilik, doğruluk, hak, hukuk, adalet, güven, istikrar gibi hasletlerin tamamı bu ülkeyi terk etti. Halk, özünde yaşaması gereken İslam'a sözleriyle bile sahip çıkamadı! Yaşananlarla kaybeden sadece Anadolu olmadı. Kaybedilen değerlerle AKP iktidarı döneminde bir nesil yok edildi ve inançsızlık batağına sürüklendi!.. Maalesef AKP, üzerine aldığı yıkma görevini fazlasıyla yerine getirdi. İşin en acı tarafı halkın, her şeyini kaybederken sanki kazanıyor gibi düşünmesi ve inanması oldu! Beşinci kol faaliyetleri de sessiz sedasız yerine getirildi böylelikle!


Bütün bu yaşananlar karşısında peki hiç bir umut ya da ümit yok mudur? Hâlâ birşeyler yapılamaz mı? Elbette çözüm ve tedavi her zaman mümkündür. Lakin Müslümanım diyen herkesin öncelikle bu gaflet uykusundan uyanması gerekir. Müslüman kimliği taşıyan ve İslâmî değerlere sımsıkı bağlı olanlar yeniden bir durum analizi yapmalıdır. Yani İslam'a yönelik yürütülen ve gerçekleşen bilinçli yıpratma faaliyetlerine karşı asla sessiz kalınmamalıdır. Ancak 'Müslümanım' diyenlerin bunu istemesi ve çokça da gayret sergilemesi gerekir. Yeter ki istensin ve yeter ki biraz harekete geçilebilsin!

 

Elbette İslam dini asla kaybetmeyecektir. Asıl kaybeden her zaman onu yaşamayan ve ona sahip çıkmayanlar olacaktır. Bu nedenle yeniden aklımızı başımıza almamız gerekiyor.



İlgili konular

yoğunbakım

Ankara’da yoğun bakımlarda yer kalmadı

6 gün önce

Salgında yanlış atılan adımların faturasının halka kesildiğini belirten SES Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım, “Sağlık sistemi hızla çökmeye doğru gidiyor. Ankara’da yoğun bakımlarda yer kalmadı” dedi....Devamını oku
oruç

Tutuklu gazeteci eşine ‘Neden Kovid-19 ihlallerini’ yazdın davası

1 ay önce

AKP iktidarında skandallar bitmek bilmiyor. Yargının adeta hükümetin kılıcı olduğu şu günlerde, ülke adına utanç verici kararları her gün görüyor her gün yaşıyoruz....Devamını oku