Dinimizi Tanıyalım

Asr-ı Saadet’te Manipülasyon Girişimleri(1)

1 yıl önce

manipülasyon

Toplumlar, tevhitten uzaklaşıp şirke ve inkara, haddi aşıp ahlaksızlığa ve haksızlığa, helalleri unutup haramlara dalınca onları uyarmak ve ıslah etmek için peygamberler gönderilmişti.

Fakat çoğu zaman bu fasit sistemi inşa ve idare edenler, toplumların bu halinden şahsi menfaat ve konum devşirenler, peygamberlerin getirdiği tevhit, nübüvvet, ahlak, adalet ve ahiret anlayışından rahatsız olmuşlardı. Hatta nübüvveti, siyasi menfaatleri ve gelecekleri için daha ilk günden bir tehdit ve tehlike olarak algılamışlardı.

 

Mesela Mekke, Arap kabileleri arasında Cahiliye kültürünün ve putperestliğin kalbiydi ve şirkin önderleri, Kâbe’yi bile onlarla doldurmuşlardı. İslam’ın getirdiği dini değerler, hayat anlayışı ve sosyal adaletten dolayı Allah’ın nurunun yayılışını durdurmaya hatta söndürmeye karar vermişlerdi. Tedricî olarak ve sürekli ağırlaşan bir tonla Allah Resûlü ve etrafındaki az sayıdaki Müslümana, ciddi baskılar uygulamış ve onları dinlerinden döndürmek için her türlü zulüm ve haksızlığa başvurmuşlardı. Bununla aynı zamanda halkın İslam’a meyletmesinin önünü alma adına bir korku atmosferi oluşturmaya da çalışmışlardı.

 

İnsanların algılarını kontrol etmek, onları istedikleri istikamette yönlendirmek, şirkin içinde, İslam’ın dışında ve karşısında tutmak için çok farklı yollar denemişlerdi. Bunlardan birisi de insanları yanıltmak, Allah Resûlü ve Kur’ân ile alakalı olumsuz bir algı oluşturmak için gerçeği çarpıtmak; yanlış bilgi ve yorumlarla, hileli yönlendirmelerle, gerçek dışı beyanlarla hadiselerin akışına müdahale edip zihinleri manipüle etmekti. Aynı yola, hicret sonrası Medine’de muhatap olduğu münafıklar ve Ehl-i Kitap kabilelere mensup bazı kimseler de sıklıkla müracaat etmişlerdi:

 

İnsanları Birbirine Düşürüyor!

 

Mekke’deki ağır şartlara rağmen Allah Resûlü, fert fert İslam’ı insanlara ulaştırmış ve davete evet diyenlerin sayısı her geçen gün artmıştı. Buna karşılık şirkin önderlerinin Müslüman olanlara tepkisi çok ağır olmuş; Müslümanları şirke geri çevirmek için hapse atmış, işkence etmiş, en temel hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakmış ve sosyal hayattan dışlamışlardı. Bunu da bilinçli bir şekilde ilgili şahsın aile ve akrabalarının eliyle yapmışlardı. Mesela Allah Resûlü’ne amcası, yengesi ve kuzenleri, Hz. Zübeyr’e ve Hz. Osman’ı amcası, Hz. Mus’ab’a da annesi baskı uygulamış, eziyet etmiş ve hapse atmıştı…

 

Hal böyle olunca birisinin Müslüman olması, aile içerisinde ve çevresinde gerginliğe ve ayrışmalara, krize sebebiyet veriyordu. Aile bağlarının ve kabilecilik anlayışının çok güçlü olduğu Mekke’de müşrikler, bu durumu İslam’a karşı nefret oluşturmak, halkın gözünü korkutmak ve onları manipüle etmek için kullanmışlardı. “Muhammed getirdiği bu sihirli sözlerle baba ile evladının, kardeş ile kardeşin, karı ile kocanın ve insanlarla kabilesinin arasını açıyor!” diye her zeminde propaganda yapmışlardı.

 

Halbuki Allah Resûlü, akrabalarla diyaloğun kesilmesine, yapılanlara aynıyla karşılık verilmesine izin vermemiş hatta gerginlik yaşanmaması adına Müslümanlığını gizli tutmak isteyenlere bile müsaade etmişti. Ashabına aile ve akrabalarına iyi davranmasını ve bütün kötülüklerine rağmen onlara iyilikte bulunmalarını emretmişti. Mekkelilerin Arap kabileleri arasında ve Habeşistan’da da sürdürdükleri bu manipülasyon girişimleri, meyvesini vermiş ve Müslüman olmayı düşünen kimselerin önüne ilk olarak kendi ailesi ve akrabaları çıkmıştı. Bütün bunlara rağmen Allah Resûlü, ashâbına, sabır, af ve müsamahanın yanında akrabalık bağlarını canlı tutmayı salıklamış ve müşriklerin söylemlerini haklı çıkartacak yanlış muamele ve münasebetlere asla izin vermemişti.

 

Sihir Yapıyor!

 

Cenab-ı Hak, “tek başına” en despot idarecilerin ve en azgın kavimlerin arasına gönderdiği peygamberlere, yeri geldiğinde mucize gösterme imkânı da vermişti. Farklı sebeplerle Allah Resûlü de zaman zaman mucizeler gösteriyordu. Mucizeye şahit oldukları veya duydukları zaman şirkin önderleri hem kendilerini hem de halkı mucizenin tesirinden kurtarmak için olayı çarpıtmış ve gerçek dışı söylemlerle zihinleri manipüle etmeye çalışmışlardı.

 

Öncelikle Allah Resûlü’ne verilen Kur’ân, başlı başına bir ilim, hikmet ve belagat mucizesiydi. Dinlediklerinde şirkin ileri gelenleri dahil herkes çok etkileniyordu. Bu etkinin insanları İslam’a götürmesinin önünü almak için O’nu sihirbaz ve ayetleri de sihirli sözler olarak anlatmış ve böylece halkı manipüle edip algıyı tersine çevirmek istemişlerdi. Bir mucizeye şahit olduklarında “Doğrusu, şimdiye kadar böyle bir sihir görmedik.” diyerek gerçeği çarpıtmış ve Allah Resûlü’nün çabasını boşluğa düşürmeye çabalamışlardı.

 

Öncelikle Kur’ân, diğer peygamberlerin de benzeri saldırılara maruz kaldığını örnekleriyle beraber Allah Resûlü’ne haber vermiş ve O’nu teskin etmişti. O da müşriklerin bu söylemlerine takılmadan, hikmet dolu hal ve hareketleri, hayır ve hakikat dolu muamele ve münasebetleri, istikamet üzere yaşadığı dengeli hayatı, selim ve sağlam duruşuyla bu çarpıtmaları zamanla sıfırlamış ve vazifesine odaklanıp yoluna devam etmişti.

 

Haram Aylarda Savaşıyor!

 

Mekkelilerin manipülasyon girişimleri Medine’ye hicretten sonra da devam etmiştir. Coğrafya sakinleri ile Allah Resûlü’nü baş başa bırakmayı hiç düşünmemiş; Arapların zihinlerini kontrol altında tutmak için her türlü hadiseyi fırsata çevirmek istemişlerdi. Hicretin ikinci yılı Recep ayında Allah Resûlü, Hz. Abdullah İbn-i Cahş’ı Taif ile Mekke arasında yerleşen Nahle civarına göndermişti. Sefere katılanların tek görevi, bölgedeki hareketliliği gözlemlemek ve istihbarat toplamaktı. Nahle’ye varan birlik burada Kureyş’e ait bir kervanla karşılaşmış; kervana müdahale edip etmemekte tereddüt yaşamışlardı. O günün Recep ayının son günü mü ve yoksa Şaban ayının ilk günü mü olduğuna da karar verememişlerdi. Zira Recep, içerisinde kan dökmenin haram olduğu aylardandı.

 

Nihayet kervana müdahale etmeye karar vermiş; çıkan çatışmada bir müşriki öldürüp ikisini esir almış ve kervandaki malları da alıp Medine’ye geri dönmüşlerdi. Onları sadece istihbarat toplamaları için gönderen Allah Resûlü, yaşananları haber alınca “Ben size haram ayda çarpışmayı emretmedim!” buyurmuş ve getirdikleri hiçbir şeye dokunmamıştı. Ashâbın kalanları da onları kınamıştı. İçtihad edip emrin dışına çıkan birlik, ne denli vahim bir hata ettiklerinin farkına daha yeni varmıştı. Ama artık çok geçti.

 

Müslümanları, Arap kabileleri nazarında yerin dibine batırmak isteyen Mekkeliler için bu gelişme adeta bir lütuf olmuştu! Olayın aslını araştırmaya ihtiyaç bile duymadan insanları manipüle için hemen “Muhammed ve ashabı, haram olan ayı helalleştirdiler; onda kan döktüler, mala dokundular ve insanları esir aldılar!” diyerek yarımadada nefret söyleminde bulunmaya ve yapılan işi kınamaya başlamışlardı. Medine’deki bazı Yahudilerde halkın kafasını daha da karıştırmak için olayla alakalı kehanetlerde bulunmuş ve yorumlar yapmışlardı. Artık her yerde bu mesele konuşulmaya ve emri dışında gerçekleşen bu işin geldiği nokta, Allah Resûlü’nü çok incitmeye başlamıştı ki Cenab-ı Hak, indirdiği şu ayetle meseleyi hükme bağlamıştı:

 

“Sana haram ayda savaşmanın hükmünü sorarlar. De ki: “O ayda savaşmak büyük bir günahtır. Fakat insanları Allah yolundan engellemek, Allah’ı inkâr etmek, Mescid-i Haram’ı ziyareti yasaklamak, o mescidin cemaatini yani Müslümanları oradan çıkarmak ise, Allah nazarında daha büyük günahtır. Dinden döndürmek için işkence, öldürmekten beterdir. Kâfirler, ellerinden gelse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri durmazlar…”



İlgili konular

umre

Kimler umre yapabilcek? Suudi Arabistan açıkladı!

1 yıl önce

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, Ramazan'dan itibaren sadece aşılanmış ya da koronavirüs geçirip iyileşmiş kişilere umre izni verileceğini duyurdu....Devamını oku
habbab

İlk müslümanlardan Hz. Habbab'ın Mekke'de yaşadığı haksızlıklar

1 yıl önce

Bu günlerde bir insanın Müslüman olduğunu açıklaması, başına gelecek kötülüklere açıktan davetiye çıkarması anlamına geliyordu. Onun için birçok sahabenin Müslüman olduğunu Kureyş henüz bilmiyordu....Devamını oku