Yazarlar

Avrupa, Mısır ve Türkiye arasındaki denge noktası

2 hafta önce

kapak

Türkiye-Mısır anlaşması ve dayanışması olmadan Akdeniz güvenlik ve istikrar yüzü görmeyecektir. Bu da gelecekte Avrupa’nın büyük projesi olan Güney Akdeniz komşuları ile güçlü ilişkiler geliştirmesinin önünde bir engel olarak duracaktır.

Dalia Ziada

 

Geçtiğimiz Mayıs ayının son haftasında Mısır’ın başarılı bir şekilde arabulucuk yapması ile gerçekleşen Hamas-İsrail ateşkesi ilanından beri uluslararası toplum liderlerinden, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi’ye gelen telefonların ardı arkası kesilmedi. En son gelen telefon AB Parlamentosu Başkanı Charles Michel’den idi. İki başkanın konuştuğu o kadar önemli konular arasında en öne çıkan şüphesiz ki son bir kaç aydır Mısır-Türkiye arasındaki ürkek yakınlaşmaya AB’nin bakışı idi. Bu ilgi elbette konunun AB ve Ortadoğu için sadece jeopolitik öneminden dolayı değil aynı şekilde Avrupa’nın böyle bir yakınlaşmayı destekleyeceği bilinmiyordu.

 

Avrupa Parlamentosu’nun, Sisi ve Charles Michel görüşmesine ilişkin açıklaması, AB’nin Doğu Akdeniz’de güvenli ve istikrarlı çevre stratejisi gereği Başkan Michel,Mısır ve Türkiye arasındaki diyaloğu memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Başkan Michel’in açıklaması, Mısır ve AB arasındaki ikili ilişkilerin değerlendirilmesi çerçevesinde dikkat çekici ve beklenmedik bir bölümdü. Özellikle üzerinde çok durulan konulardan birisi de ‘‘Yeni Akdeniz Gündemi’’ çerçevesinde iki taraf arasında ortaklık ve yatırımların yeniden başlatılması idi.

 

‘‘Yeni Akdeniz Gündemi’’ iddialı ve Akdeniz’i aşkın bir projedir. AB Komisyonu, ‘‘Yeni Akdeniz Gündemi’’ni teklif olarak Şubat ayında sunmuş ve Avrupa Parlamentosu Nisan ayında onaylamıştı. Projenin hedefi ‘‘Avrupa’nın, güneyde bulunan komşuları ve ortaklarıyla olan ortaklığını yeniden başlatarak pekiştirmesi’’. Bunu da AB, Akdeniz politikalarını gözden geçirerek ve düzelterek Komşuluk, Kalkınma ve Uluslararası İşbirliği Aracı prensibine dayanarak yapacak. AB, bölge ülkelerinin ekonomilerini iyileştirme ve oralarda yatırımları teşvik planı dahilinde Güney Akdeniz komşularıyla ve bölge ülkeleriyle uygulayacak bu projeyi. 2021-2027 yılları arasında uygulanacak olan bu projenin bütçesi yedi milyar Avro.

 

Bakış açısı doğru olsa da Avrupa Parlamentosu Başkanı’nın, Türkiye-Mısır diyaloğunu memnuniyetle kabul ettiği açıklamasına Yunanlılar ve Fransız destekçileri Avrupa’ya bir ihanet nazarıyla bakabilirler. Yunanistan ve arkasından Fransa’nın Akdeniz’de geçen yaz Türkiye-Yunanistan gerginliğindeki AB tutumunu nasıl kınadığını hala hatırlıyoruz. Fransa Başkanı, Yunanistan’ın AB üyesi olması hasebiyle AB’nin,Türkiye’ye karşı Yunanistan’ı destekleyen bir karar almamasını kınamıştı.

 

Sanırım şöyle bir şey desek çok mübalağa etmiş olmayız: Geçtiğimiz son bir kaç aydır Avrupa Birliği'nin Güney Akdeniz ülkeleriyle ilişkileri geliştirmek için gösterdiği aralıksız çabalar, Türkiye’nin, Kuzey Afrika ülkeleri üzerindeki artmakta olan etkisine diplomatik bir tepkiydi.


Avrupalı komşuları kendisini yalnız bıraktıktan sonra mavi vatan arayışıyla Türkiye, Kuzey Afrika’da ve tüm Ortadoğu’da güçlü bir varlık göstermek için çalıştı. Bu arada Avrupa Birliği, özellikle Arap Baharı ve sonrasında ortaya çıkan kargaşa ve iç savaştan dolayı kasıtlı olarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan kendisini uzak tutuyordu. Bu da terör örgütlerinin yayılmasına ve güneyden kuzeye doğru göç hareketi krizinin çıkmasına sebebiyet verdi. Bu zor dönemde Türkiye, ölümden kaçan büyük sayıda Ortadoğulu göçmeni ağırlamak durumunda kaldı.

 

Şu anda Türkiye’nin Tunus ve Cezair’le bir çok ekonomik ve askeri anlaşması var. Bundan da önemlisi Türkiye’nin Libya’da fiili durumu sözkonusu. Ek olarak Libya Hükümeti’nin onayladığı deniz anlaşması var. Bu anlaşmayla yıllardır Yunanistan’la aralarında olan gerginlikten dolayı giremediği bölgelere girme fırsatı buldu.

 

Avrupa Parlamentosu Başkanı, Sisi ile görüşmesinde Akdenizin güvenliği için Libya’nın istikrarına vurgu yaptı. İki başkan da Ulusal Birlik Hükümetini destekleme ve tüm yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya’dan çekilmesi gerektiği kararı aldı.

 

İşin doğrusu, Libya Ulusal Hükümet yetkilileri, her münasebette paralı askerlerin Libya’yı terketmeleri gerektiği çağrısında bulundular. Bu konu, Mısır, BM ve uluslararası toplumun üzerinde ittifak ettiği bir konu. Ancak aynı zamanda geçen Mart ayında, Ulusal Birlik Hükümeti, Türkiye’nin, önceki Libya Hükümeti ile imzaladığı askeri ve deniz anlaşmaları gereğince çalışmalarına devam edebileceği kararı aldı. Şu anda Türkiye’nin Libya’da bulunan askeri gücü ve paralı askerleri, Libya topraklarında bulunan yabancı güçlerin çoğunluğunu oluşturmakta. Türkiye, paralı askerlerin Suriye’ye peyderpey gönderileceği sözünü verdi. Diğer yabancı güçler, Rus wagnar güçleri gibi yabancı askerler de BM’nin uyarılarına rağmen hala Libya’dalar ve şu ana kadar da çekilmediler.

 

Aynı zamanda Türkiye, Mısır’la güçlü ve dengeli ilişkiler geliştimeye çalışıyor. Ekonomik ve askeri yardımlaşmayı beraberinde getirecek olan bu ilişkiler, şüphesiz Afrika, doğu-orta-Güney Akdeniz kapılarını Türkiye’ye açacaktır. Bu da Avrupa’nın, bölgedeki emellerini ve çıkarlarını olumsuz etkileyecektir. Bundan dolayı bazıları Avrupa Parlamentosu Başkanı’nın, Mısır-Türkiye yakınlaşmasını memnuniyetle karşıladığını ifade eden açıklamalarını, anlamsız ve anlaşılmaz bulabilir. Aslında pragmatik açıdan bakılınca çok doğru ve mantıklı bir açıklama. Türkiye-Mısır anlaşması ve dayanışması olmadan Akdeniz güvenlik ve istikrar yüzü görmeyecektir. Bu da gelecekte Avrupa’nın büyük projesi olan Güney Akdeniz komşuları ile güçlü ilişkiler geliştirmesinin önünde bir engel olarak duracaktır.



İlgili konular

yangın

Osmaniye'de plastik geri dönüşüm fabrikasında yangın

5 saat önce

Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde yangın çıktı. Bir plastik ve geri dönüşüm fabrikasında çıkan yangına itfaiye ekipleri müdahale etti....Devamını oku