Yazarlar

Bakalım ne yapacaksınız!

5 gün önce

ertekin ekin

Bir ülkede insanların nasıl yaşadıkları ve öldükleri, o ülke hakkında fazlasıyla doğru bilgi vermektedir. Ülkeyi yönetenler istedikleri kadar yaldızlı sözler ve demeçler versin!

Aklı başında olan vicdan sahibi hiç kimseyi kandıramazlar. Ancak kör kütük cahiller sürüsü oynanan komediye inanabilir!


Bu ülkede uzun yıllardır yaşanan hiç bir şey akla/mantığa/vicdana ve insanlığa uygun değil ve hiç bir şekilde normal işlemiyor. Toplum olarak sanki bir zaman tünelinden ortaçağ karanlığına ışınlanmış gibiyiz!..Elle tutulur ve akılla izah edilir bir tarafımız kalmadı. Yenilir/yutulur cinsten olmayan ne çok şeyi istemesek de hazım etmiş olduk!..Bu ülkede bir çekenler var bir de çektirenler. Çektirenler, asla durmak bilmiyor, zalimliği ve zulmünü arttırdıkça artırıyor. Çekenler, yani zulme maruz kalanlar ise büyük acılar, sıkıntılar ve işkenceler yaşayarak bu diyardan göçü alıp gidiyor.


Maalesef yıllardır bu ülkede başlar ayak olmuş ve ayaklar baş! Milletin başına musallat olan modern eşkıya güruhu her türlü alaverayı/dalaverayı biliyor. Yiyorlar, içiyorlar, çalıyorlar, çırpıyorlar lakin hiç bir şey olmamış gibi de davranmaya devam ediyorlar. Üstelik de bütün icraatlarını siyasal İslam kisvesi altında gerçekleştiriyorlar ki en acı olan yanı da burasıdır. Zira İslam'da sözleri ve yaptığı icraatları farklı olanlara verilen tek bir sıfat vardır o da münafıklık!.. Ne tuhaf değil mi?


Bir ülke; gelişmiş ekonomisi, bilim, teknoloji ve eğitim kalitesi ile gündeme geliyor ise o ülkede 'adalet' aramaya gerek yoktur. Zira adalet o ülkenin içselleştirdiği vazgeçilmez bir olgudur. Mefhumu muhalifi ile bir ülkede 'adalet' kavramının içi boşaltılmış ise o ülkenin çatırdayıp yıkılması mukadderdir.


Ve bizim ülkemizde adalet, yıllardır demir parmaklıklar ardına hapsedilmiş durumdadır. On binlerce masum ve mazlum insanımız büyük bir zulmün pençesinde çaresizce kıvranmaktadır. Yüzlercesi yaşadığı hapishane hücrelerinde şaibeli bir şekilde can vermektedir!


Sosyal medya hesabından verdiği pozlarla hayvan severliğini dünyaya duyurmaya çalışan Adalet Bakanı, aynı zamanda insan sever birisi olduğunu ne zaman gösterecek?. Bakanlığı döneminde yapılan adaletsizliği görmüyor/bilmiyor ya da duymuyor olabilir mi? Mesela hâli hazırda hapishanelerde kaç mahkum hücre cezası ile ömrünü tüketmektedir. Yıllardır tek kişilik hücrelerde kaç Yüksek Yargı mensubu ya da kaç Emniyet mensubu haksız ve hukuksuz bir şekilde cezalandırılmaktadır?


Suçu sabit Öcalan için konforlu bir yaşam ortamı sağlayan Adalet Bakanı diğer mahkûmlar için bu duyarlılığı neden göstermez?. Acaba Bakan Efendi evrensel hukukun kabul ettiği 'suçun şahsi olduğu' ilkesini hukuk fakültelerinde ders olarak görmedi mi?. Bir ülkede suçu delillerle ispatlanamayan her fert masum ve suçsuzdur. Maalesef niyetleri kötü olunca ağızlarına aldıkları 15 Temmuz sakızını hâlâ çiğnemeye devam ediyorlar. Öyle ki dört yıl önce çocukluğunu yaşayanlar bugün darbeye teşebbüsten içeri alınabiliyor!.


Ve maalesef bu ülkede şeklen var olmayan 'idam yasası' iktidar tarafından örtülü/bilinçli ve de sistematik bir şekilde uygulanmaya devam ediyor. Bu eskiden trafik kazası süsü verilerek ya da faili meçhul ölüm şeklinde gerçekleşiyordu. Şimdilerde her şeyde olduğu gibi bunda da 'güncelleme' yaptılar. Artık insanlar hapishanelerde ölümün her çeşidini yaşıyor. Zindana girerken sapasağlam yüzlerce insanın zindanlarda anormal şekilde hastalıklara yakalanıp vefat etmesi sizce de tuhaf değil mi? Bütün bu ölümlerin 'normal' bir ölüm imiş gibi kamuoyuna servis edilmesi ne kadar ikna edicidir? Gözümüzün içine baka baka devlet eliyle gücü elinde bulunduranlar tarafından cinayet işleniyor!


İnsanlar hapishanelerde, rutubetli hücrelerde ölüme terk ediliyor. Hapishanelerde hasta tutuklu ve mahkumlara tedavi yapılmıyor ve ilaçları zamanında verilmiyor. Hasta mahkumların dilekçeleri dikkate alınmıyor ve en yasal hakları gasp edilip bilinçli bir şekilde ölüme sürükleniyorlar. İktidar tarafından kurulan bu kirli düzende en son iki Mustafa ruhunun ufkuna yürüdü zindanlardan. Biri kurmay albay idi diğeri meslek hayatı başarılarla dolu eski bir Emniyet mensubu komser!


"Yaşadıklarım bana ders, size de dert olsun. Sağlık kontrollerimi yaptıramıyor ve sağlıklı yaşayamıyorum. Allah kimseyi buralara düşürmesin!.." diyor son yazdıklarında Mustafa komser. Ve dört yıldır bir çok sağlık sorunları olduğu hâlde bulunduğu cezaevinde tek başına kaldığı hücrede beyaz bir sandalyede ruhunun ufkuna yürüyor!


Özellikle beyaz bir sandalyede yaşanan bu meçhul ölüm yaşanan bu kirli döneme vurulan bir mühür gibi. Hafızalardan asla silinmeyecek ve her hatırlandığı zaman vicdan sahiplerini rahatsız edecek elim bir hadise.
Medyaya servis edilen 'beyaz sandalye üzerinde ölüm' resmi tıpkı diğer ölümler gibi şaibeli geliyor bana!..Zira resmi iyice analiz ettiğimizde şüphelenmemek elde değil. Oturma şekli vefat eden birisi için çok normal duruyor mesela?.. Ayaklar mos mor olmuş ve sağ ayak anormal derecede şişmiş. Sol karın tarafının açık olması sanki sandalyeye oturtulurken yukarı çekilmiş izlenimi veriyor. Bir çok rahatsızlığı olan bir kişi bir sandalyede bu şekilde can verebilir mi?.. Komserin vefatı gece 05.45'te tespit edilmiş! Oysa o saatte koğuşlara yapılan rutin bir kontrol olmadığını herkes bilir. Ne tuhaf değil mi Komserin yanındaki akşamdan kalma yemek ve ekmek yeni gibi duruyor?


Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcısı olayla ilgili açıklama yapma gereği hissediyor. Meğer sayın savcı bir çok defa teklif etmesine rağmen Komiser Mustafa Kabakçıoğlu hastaneye gitmeyi redİnancınız İnandınız mı?

 

Şahsen ben inanmadım.


Sayın savcı, madem bu kadar anlayışlısın neden olaya ilişkin gizlilik kararı aldırıp bilgi paylaşanları tehdit ediyorsunuz?.. Madem dürüstsünüz elinizdeki kamera kayıtlarını inceleyip kamuoyu ile paylaşın. Madem dürüstsünüz o günkü gardiyanları çapraz sorguya alın. Ama bunları yapmayacak yapamayacaksınız. Zira bilerek ve isteyerek işkence ile sistematik bir ölümün uygulayıcısı olmuşsunuz. Bu olayda ihmali olan herkes bu ölümden mesuldür. Şayet bu ülkeye bir gün hukuk geri gelirse her biriniz idari ve adli olarak, işkenceden, ihmalden, görevi kötüye kullanmaktan ve ölüme sebebiyet vermekten yargılanacaksınız. Bundan asla şüpheniz olmasın.


Nasıl olsa düzeni kurduk artık bize kimse bir şey yapamaz diyorsanız da yanılıyorsunuz. Zira yaptıklarınız yanınıza asla kâr kalmayacaktır. Evet her zulmünüze uğrayan mazlum, yaşadıkları bütün sıkıntılarla fani dünyadan göçüp gidiyor! Yani şeklen yaptığınız şimdilik yanınıza kâr olarak kalıyor gibi görünüyor! Bu Dünya'yı Kur'an ve mutlak adaletle hükmeden Rabbimiz elbette hiç bir şeyi karşılıksız bırakmayacaktır. Buna inancımız tamdır. O zaman bütün hesapların görüleceği ve bütün defterlerin dürüleceği bir hesap gününü hep beraber bekleyeceğiz. Zira hiç birinizin ve hiç birimizin kaçmayacağı büyük bir mahkeme ve büyük bir hesap günü var. O gün kaçış, kurtuluş asla mümkün değil. Ve mahkemeye usulsüzce müdahil olmak da katiyyen imkansız. "Keşke toprak olsaydım!.." çığlıklarının yükseldiği o ilahi günde bakalım ne yapacaksınız!



İlgili konular

soner çetin

Bir belediye başkanı daha corona virüse yakalandı

2 saat önce

CHP'li Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, Covid 19 testinin pozitif çıktığını, çalışmalarına evden devam edeceğini duyurdu....Devamını oku
pc

Sosyal medyada gündem, PlayStation 5’in Türkiye fiyatı!

5 gün önce

Sosyal medyada büyük gündem olan PlayStation 5’in, Türkiye satış fiyatı 8.299 TL olarak açıklandı....Devamını oku