Yazarlar

Bir mukayese ve çıkış yolu

1 yıl önce

ertekin ekin

Sadece din üzerinden bir bakış açısı ile hayata bakmak ve onu anlamlı kılmak acaba mümkün müdür?. Böyle bir bakış açısının ne derecede sağlıklı olduğunu düşünebiliriz?

Hali hazırda doğu toplumlarının içinde bulunduğu dar kalıplara sıkıştırılmış halleri ayan/beyan ortada! Elbette bu sığ düşünce ve anlayışları, sahip oldukları inançlarından kaynaklanıyor olmuş olamaz. Zira ilahi olsun ya da olmasın her inanç öğretisinin temelinde/özünde 'insan', akıl ve bilim esas alınır.


Evet, bir insan aklını kullanır araştırır/inceler ve kendisine daha uygun gördüğü/elektrik aldığı bir dinî seçebilir. Böyle arayışlarda bulunması kadar doğal ve bir o kadar da fıtri bir durum yoktur.

 

Aksine eleştirmeyen/sorgulamayan körü körüne kabullerle, tabiri diğerle taklidî bir inanmayla pek de mesafe kat edilebileceği söylenemez. Bu üzerinde durulması gereken ciddi hususlarda sır.


Araştıran insan sorgular ve edindiği bilgileri aklın/vicdanın süzgecinden geçirir. Karşılaştığı doğruları/hakikatleri gerçeklik ve kabul edilebilirlik mihengine vurur ve öyle inanır. Aradığı ve görmek istediği şeylere kalben mutmain olmuşsa işte o zaman gerçek manada inanma ve bağlanma da gerçekleşmiş olabilir. Zira İbni Sina'nın dediği gibi “Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör olamaz!.” Hasılı bakıp görmek, duyup hissetmek ve onu özümsemek/içselleştirmek büyük bir maarifet kabul edilebilir.


Bir toplumdaki gerçekliğin ifade edilmesi/dile getirilmesi o topluma düşmanlık besleniyor anlamına gelmez. Bir eksikliğin/nakıs bir durumun varlığının açıklanması 'kusur avcılığı' olarak değil ait olduğu bünyeye pozitif bir katkı olarak düşünülmelidir. Doğu toplumlarının eksileri ve aynı hususlarda batı toplumlarının artıları ya da tam tersi durumlar mukayeseli bir şekilde ele alınabilmelidir!


Ön yargıların 'sığ' sularına hapsedilmiş anlayış kırıntıları ile 'arpa boyu' yol alınması düşünülemez. Doğu toplumlarında aklı/duyguları ve vicdanı ile kabul edilen yeni anlayış ve inanışlar çoğunlukla şiddetli reaksiyonlarla/tepkilerle karşılaşır. Oysa batı toplumlarında aklı/vicdanı ve ruhu ile hareket eden bir birey inanç dünyasında yeni sulara yelken açmış olsa bu gayet normal/doğal karşılanır. Bu yeni hâli, hem kendisi hem de çevresinde düşmanca bir tavır içerisine girilmesine neden teşkil etmez. Zira bakış açısının merkezinde insan ve onun yegane mutluluğu esas alınır.


Doğu toplumlarında çoğu zaman insanın 'başkalarını' kurtarma sevdası vardır. Bu öyle bir duygudur ki dıştan bakıldığında 'paranoyak' bir halin apaçık bir görüntüsü göze çarpar. Zira her inanç sistemi insanın önce kendisine bir çeki düzen vermesini salık verir. Şimdi kendisine bir hayrı olmayan insanların çevresine hatta diğer toplumlara verebileceği/katacağı artı bir değeri bulunabilir mi?.Kısaca kendini kurtarmaya bir ilacı olmayanların başkaları üzerine kükremesi, yağıp gürlemesi büyük bir tenakuzdur.


Aslında her dönem insanlığın mukayeseli bu ve buna benzer bakış açılarına ihtiyacı vardır. Temel sorunlardan birisi bu ve devamında bu mukayeselerin toplumlara pozitif katkı sağlaması arayışına girilmemesidir!

 

Geçmişten beri devam ede gelen bir zihniyet problemi var ki anlamak ve anlamlandırmak mümkün değildir. Aslında şu kısacık dünya hayatını farklı bakış açıları ile okumak, anlamak ve de anlamlandırmak gerekir(di!.)


Doğu toplumlarında uygulanan eğitim sistemlerinin çıkmazı bu toplumların belki de önündeki en önemli çıkmazlardandır. Doğu toplumlarında eğitim sistemlerinde uygulanan tek yanlı bakış açıları ve okumalar insanı ileriye taşıyamamıştır. Bu bozuk eğitim anlayışı kısır döngü içerisinde bocalayan nesillerden başka bir miras bırakamamıştır.


Batı toplumlarında uygulanan sorgulayıcı/çapraz okumalar ise her türlü doğmalardan uzak bireylerin yetişmesinde en önemli etken olmuştur.


Bir toplumun nasıl bir medeniyetin parçası ve artısı/eksisi olduğunu anlamak çok zor olmasa gerek. İnsanların simaları ve gözlerindeki ışıltı bile o toplum hakkında bizlere aydınlatıcı doneler verir. Bu bakımdan bakışları mutluluk/cesaret vermeyen Doğu toplumlarının bir an önce kendisi/ailesi, toplumsal gerçekliği ve yönetim anlayışları ile yüzleşmesi gerekir. Evet bir an evvel yüzleşmeli ki güneş gibi ay gibi çıplak hakikatleri daha erken fark edip gözlerindeki/bakışlarındaki ışıltı yeniden çoğalabilsin!


Zaten bütün insanların/insanlığın aradığı/istediği de temelde mutlu olabilmek/kalabilmek değil midir? Bu soruya cevabımız elbette ki 'evet' olacaktır. O zaman amaç belli ise sorun nereden kaynaklanmaktadır?.Bu gerçekten de çözümsüz bir durum müdür?


Temel sıkıntı, diyalog/iletişim kopukluğundan kaynaklanmaktadır. Öyle ki bu iletişimsizlik ön yargıları daha da çoğaltmaya neden olmaktadır. Oysa farklı kültür bireylerinin diğer kültürleri empati ile görmesi, incelemesi ve birlikte yaşamın sırlı anahtarını araması mutlu olmanın en önemli gereklerindendir.


Eskilerin dönem dönem örnek yaşantıları ile bu bakış açısının ipuçlarını izlere verdiğini/sunduğunu da görüyoruz. Örneğin Hz Mevlana, döneminde Manastıra gider ve orada bir hafta yaşar/kalır. Bırakın farklı coğrafyaları kendi toplumunun farklı renklerine bakış açısını anlatan enfes bir yaklaşımdır bu. İnsan, ancak farklılıkları içselleştirerek hayatın renklerini yakalayıp bir araya getirebilir/mutlu olabilir.


İnsanlar düşünce ve inanışlarından, kültüründen dolayı asla ötekileştirilmemelidir.


Doğu toplumlarının bir an önce tıpkı Mevlana gibi insanı merkeze alması ve kaybettiği renkleri bulması gerekir. Bulunan her bir renk mutluluk gök kuşağının daha canlı olmasına katkıda bulunacaktır.


Zihinleri 'insan merkezli' programlamak gerekir. Ne kadar ötekileştirmeler varsa mutlak mutluluk için dipsiz bir kuyuya atmak gerekir. Yeter ki deve kuşu gibi başını kuma gömmeden hareket edilebilsin. Doğu toplumlarının bir şekilde kabuğunu kırıp kozasından dışarıya çıkması gerekir.



İlgili konular

Miçotakis

Miçotakis'ten Türkiye mesajı: Diyalog kanallarımız her zaman açık

8 ay önce

Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurul görüşmeleri kapsamında konuşan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Türkiye ile iş birliği arayışında olduklarını ve işbirliğini gerçekleştirmek için her tür çabayı göstereceğini belirtti....Devamını oku
park

KüçükÇiftlik Park kapılarını açıyor

11 ay önce

KüçükÇiftlik Park, temmuz ayında kapılarını açmaya hazırlanıyor....Devamını oku