Yazarlar

Geçmişten geleceğe

3 yıl önce

Geçmişten geleceğe


OBJEKTİF

 MERT ÖKTEM Tarihçiler geçmişi tekrar etmeyelim ve aynı hataları yeniden yapmayalım diye geçmiş üzerinde durur. Tarihi öğrenmek için motivasyon kaynağı geleceği tahmin etmekten ziyade kendimizi geçmiş hatalardan arındırarak başka yazgılar tasavvur edebilmektir. İnsanlar bilmediklerinin cahili bildiğini zannettiklerinin ukalası olduğu için değişimden kaçınır ve korkarlar ancak tarihi değiştirenler yazar ve her şey istesek de istemesek de değişir. Değişim kaçınılmaz sondur. Firavunların Mısırdaki hükümranlığı yaklaşık üç bin yıl, Papalığın Avrupa hükümranlığı da 1.000 yıl sürdü. Mısırlıya firavunların yok olacağını söyleseydiniz dehşete kapılır, “Firavun olmadan yaşayamayız.” diyebilirdi. Dün bugün ve yarın da nesnel gerçeklik inanç ve duygulardan bağımsız olarak vardır. Yerçekimi nesnel bir gerçeklik olarak Newton’dan önce de sonra da var olmaya devam etti, ona inananı da inanmayanı da aynı şekilde etkilemeye de. İçinde bulunduğumuz çağda bilgisayar ve biyoteknoloji algoritmaları yardımıyla dakika dakika varlığımız kontrol edilmekle kalmayıp beyin ve zihinlerimiz de şekillendirilmektedir. İnsan adeta sanal bir kurgunun içinde yaşamaya başlamıştır. Bu nedenle kurguyu gerçekten ayırt etmek hiç olmadığı kadar zorlaşmış olmasına rağmen bunu ayırt etmek hayati önem arz edecektir. Belki de demokrasi ve insan haklarına yüklediğimiz anlam önemini yitirmekle kalmayacak itibarını da yitirebilecektir. İnsanlar başkalarının hayatını cehenneme dönüştürerek cenneti elde edebileceklerine hâlâ inanıyor olsa da doğal sistem bir denge halinde var olur. Bir başkasının zulüm gördüğü ve diğerinin görmezden geldiği ortamlara refah uğramadığı gibi o diyarı en kısa sürede terk eder. Bugün hangi dine ve düşünceye inanırsa inansın, birbirine benzeşmeyen düşünce ve inançların belki de tek ortak noktası istedikleri hedef ve noktaya varmanın ekonomik büyümeden geçtiğinde hem fikir olmalarıdır. Birey, toplum ve devletleri aydınlığa taşıyacak en büyük buluş cehaletin keşfidir. İnsanlar hele ki içinde bulunduğumuz bilgi toplumunda hâlâ cahil kalmayı başarabiliyorlarsa başka hiçbir şeyi başaramayacakları muhakkaktır. İlerleme de cehaletin keşfi sonrası onu yenmekle mümkün olacaktır. LGİ BÜYÜRKEN DÜNYA KOMPAKTLAŞIYOR Tümüyle küresel ekonomik sistem tarafından birleştirilen, ağ bağlantılı ve karşılıklı bağımlı bir yerküre üzerinde yaşıyoruz. Bilgi ne fiziksel ne politik engel tanıyor, enformasyon akışı hiç olmadığı kadar kolaylaştı, Google vb. platformlar dijital labirentlerdeki ilgisiz enformasyonları bulup ilişkilendirmeyi mümkün kılıyor. Kısa bir süre sonra toplumları analog ve dijital toplumlar olarak ikiye ayıracağız. Analog kalan, değişime adapte olmayı bırakın hızına ayak uyduramayan toplumlar, diğerlerinin sadece tüketicisi olmakla kalmayıp, onların emir kulu olarak yaşamlarını sürdürmek zorunda kalabileceklerdir. Geçmişte bilgiyi puzzleın parçalarını birleştirerek daha anlamlı bir bütün haline getirenler genellikle gazeteciler ve uzmanlar olurken günümüzde ilgili herhangi bir kişi arama motorları vasıtasıyla anlamlı bir bütünlük kurabiliyor. Teknoloji ile bütünleşen küresel ekonominin en değerli madeni bilgi oldu artık. Örneğin Hindistan’ın gücü akademisyenlerinin çokluğu ile doğru orantılı gelişiyor. Bundan sonra ekonomik büyümenin motoru bilgi ve eğitim, düşmanı da cehalet, taassup ve hizipleşmedir. Global dünyada öne çıkan ulusların tamamı; Finlandiya, Güney Kore, Çin, Japonya, Hindistan vb. bunu en değerli maden olan bilgi sayesinde sağlamış bulunmaktalar. Öne çıkan ve çıkacak olan ulusların tamamı ekonomik büyümeyi eğitim vasıtasıyla sağlamışlardır. Küresel alanda önemli bir oyuncu olmanın yolu artık, zengin maden yatakları, güçlü ordu, yoğun nüfustan ziyade sınırsız bir dünya ile kurulan etkileşimin zenginlik ve tecrübe olarak geri dönmesi ile sağlanmasıdır. Dünya artık büyük bir sahneye dönüştü, bu sahnede oyuncu olabilmenin koşullarını yerine getiremeyenler, oynanan oyunu kenardan ve ayakta izlemek zorunda kalıyorlar, bazen de izledikleri oyun kendileri ile ilgili oyun olabiliyor. Ekonomik alanda bunu ilk keşfedenlerden biri Japon Sony’nin kurucusu Morito olmuştur. Morito’ya göre dünya tek bir büyük piyasadan ibarettir. Bu nedenle de daha sonra kült bir slogan haline gelecek olan ‘KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL HAREKET ET’ felsefesini şirketine ilke etmiştir. Bu slogan zaman içinde ‘GLOKALİZASYON’a dönüştü. İçinde bulunduğumuz çağda bilgi ve enformasyon gibi para da en yüksek getirinin alınacağı alanlara sınırsızca akabiliyor, bu noktada hayati bir fark var tabiki demokrasi, medya ve hukuk gibi temel disiplinlerin yerli yerinde olduğu ülkelere sağlam, köklü ve kalıcı yatırım ve yatırımcılar gelirken bunların olmadığı ortamlara da arbitraj yatırımları, fırsatçılar rağbet etmektedir. Son olarak belli aralıklarla krize girmesiyle bilinen Arjantin’de yaşanan 2001 krizi ve sonrasında yaşananı ele aldığımızda; ilkinde tüm ülke ile birlikte yabancılar da paniğe kapılırken ikinci krizde bu olmadı (şimdilik). Çünkü içeride ve dışarıda Arjantinle iş yapan pek çok kişi ve kurum ülkenin ulusal parasına değil, varlıklarını küresel birikim aracı olan dolara çevirmişti. Günümüz dünyasında bilim, eğitim, bilgi ve enformasyonun cahili ve yoksuluysanız küresel düşünüp yerel olamıyorsanız, değişimin dönüştürücüsü değilseniz, siz bir hiçsiniz…


İlgili konular

Böbreğimi satmak istiyorum

‘Böbreğimi satmak istiyorum’ ilanları Google trendlerinde

2 ay önce

Artan yoksulluk insanları artık başka yollar denemeye zorlarken, ‘Böbreğimi satmak istiyorum’ ifadesini aratanların oranı son bir yılda yüzde 400 arttı....Devamını oku
savaş

27 Şubat gün özeti

2 ay önce

Günün önemli haber başlıklarını sizlerle paylaşıyoruz...Devamını oku