Yazarlar

Erdoğan’dan “rabia“ seansı

1 ay önce

cumali önal

Kovid-19’un uğramadığı salonlarda hergün il kongreleri düzenleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün grup toplantısında salondakilere “rabia“ seansı yaptırdı.

Müslüman Kardeşler’in 2013 yılında Kahire’nin ünlü Rabia Meydanı’ndaki gösterilerinden mülhem sağ kolunu kaldırarak dört parmağıyla tekbir getirir gibi “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet“ sloganı attıran Erdoğan devamında da “Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız” diyor ve salondan büyük bir alıyor.

 

Erdoğan’ın son günlerde yeniden milliyetçilik ipine sarılması, din eksenli siyaset yapması, vatan-millet-Sakarya edebiyatına sığınması Türkiye için çok da hayra alamet değil.

 

Çoktandır bir hikaye yazamayan ve yazdığı hikayeler de hamaset temelli olan Erdoğan’ın özellikle ekonomik çöküntüye çözüm bulamaması, yeniden Hitlervari sloganlara sarılmasına sebebiyet veriyor. Erdoğan’ın dört parmak sloganı aslında ilk zamanlarda Mısır’daki Müslüman Kardeşlere destek vermek amacıyla ortaya çıkmıştı.

 

Rabia Meydanı’nda Abdulfettah el Sisi yönetimine karşı gösteriler düzenleyen Müslüman Kardeşlere şarkılar besteleten ve “Gönlümüzdeki Mısır lideri Muhammed Mursi’dir, Sisi değildir“ sözleriyle yeni yönetime meydan okuyan Erdoğan uzun süre meydanlarda taraftarlarına Mısır’da yaşanan gelişmeleri hatırlatarak Müslüman Kardeşler hareketinin yanında olduğu mesajları verdi.

 

Fakat zamanla Erdoğan bu stratejisinin aleyhte işlediğini görünce hem Müslüman Kardeşleri unuttu hem de rabia (Arapça dört) işaretini Hitlervari mesajlara tahvil etti. Türkiye için bölünmenin söz konusu olmadığı bir dönemde Erdoğan’ın ülkenin bölünmesi söz konusuymuş gibi mitingler düzenlemesi şüphesiz İstanbul seçimleri öncesi yaşanan gelişmeleri akla getiriyor.

 

Erdoğan ve ortağı MHP de uzun süre İstanbul seçimlerini Türkiye’nin beka sorununa dönüştürmüş ve İstanbul’un düşmesi durumunda Mekke’nin düşeceğini dahi dillendirmişlerdi. Özellikle damadı Berat Albayrak’ın 128 milyar doları nereye harcadığını izah etmekte zorlanan Erdoğan son olarak dün bu paranın koronavirüs önlemleri çerçevesinde kullanıldığını öne sürdü, ancak nasıl ve nereye kullanıldığını izah etmedi.

 

Her zamanki gibi “ben yaptım, size mi hesap vereceğim“ şeklinde üst perdeden muhalefete cevap verdi. Tıpkı daha önce deprem paralarını, 15 Temmuz’da ölenler için toplanan yardım paralarını, işsizlik fonunda toplanan paraları nereye harcadığını izah etmekten kaçındığı gibi.

 

Türkiye’nin tüm kaynakları Erdoğan’ın kontrolünde ve yaptığı hiçbir harcama konusunda kimseye hesap vermiyor. Mesela son olarak Ziraat Bankası’nın 2014 yılında 1 milyar 600 milyon doları İngiliz Virjin Adaları’nda belirsiz bir şirkete aktarması gibi. Ocak ayında ortaya çıkan bu işlemin Turkcell hisselerini ele geçirmek için kullanıldığı ortaya çıktı.

 

Peki Erdoğan yedi yıl önce yapılan bu işlem konusunda kamuoyuna hiç bilgi verdi mi? Vermedi ve vermeyecek de. Çünkü ondan hesap soracak ortada bir muhalefet partisi yok, toplum yok. Erdoğan için dün Rabia bir araçtı bugün de Gare’de öldürülen 13 Türk.

 

İl kongreleri sırasında 13 Türk’ün hesabının sorulacağını söyleyen Erdoğan’ın arka arkaya espriler patlatması, şehitlerden birinin annesine canlı yayında bağlanması bu konudaki samimiyetini net bir şekilde ortaya koyuyor.

 

Hem uluslararası ilişkilerde ve hem de yurt içinde Erdoğan’ın İslamcı bir gündemle hareket etmekten vazgeçmeyeceği anlaşılıyor. Bundan dolayı da Avrupa Birliği ve ABD’den gelebilecek yaptırımları ya da tepkileri engellemek için açıklayacağı reform paketinin içinin dolu olmayacağına da şüphe yok.

 

Çünkü amaç hiçbir zaman Türkiye’yi normalleştirmek değil. Normalleşen bir Türkiye’de Erdoğan’ın iktidarda kalması mümkün değil. Bundan dolayı da sürekli İslamcı, milliyetçi, hamasi söylem ve politikaların devam etmesi gerekiyor. Böyle bir gündemle hareket eden Erdoğan’ın bölge ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmesi mümkün değil.

 

Örneğin İsrail ile yeniden diplomatik ilişkileri rayına oturtmak için yaptığı hamlelerin boşa çıkma ihtimali çok yüksek. Çünkü İsrail artık eskisi gibi Erdoğan’ın her hamlesine olumlu yanıt vermiyor. İsrail’in önceliği Erdoğan’ın Hamas’la ilişkisini kesmesi ya da en azından hamilikten vazgeçmesi. Erdoğan’ın şimdilik bir böyle bir politika değişikliğine gitmesi olası görünmüyor. Ama şartlar böyle bir politika izlemesini zorlarsa, pragmatist olan Erdoğan için hiçbir değer kutsal olmadığını hatırlatmakta fayda var.

 

Aynı durum Mısır için de söz konusu. Erdoğan sık sık Mısır’a direkt ya da dolayı olarak zeytin dalı uzattı. Fakat söylemde kalan çıkışların içinin dolu olmasını bekliyor Kahire. Erdoğan ilişkileri düzeltmek için ne sunuyor? Hiçbir şey… Kahire’nin beklentileri ise öncelikli olarak Müslüman Kardeşleri himaye etmekten vazgeçmesi, Libya ve Doğu Akdeniz’de izlediği gerginlik politikalarından vazgeçmesi. Erdoğan’ın şu hengamede bunların hiçbirini yerine getirmesi mümkün değil.

 

Aynı durum Avrupa Birliği ve ABD için de geçerli. Erdoğan’ın ABD ile öncelikli olarak S-400 konusunu çözmesi gerekiyor. ABD herhangi bir ara çözümü kabul etmiyor. Ya S-400’ler iade edilecek ya da normalleşme başka bahara diyor.

 

Erdoğan’ın S-400’leri iade etmesi demek iki buçuk milyar doların çöpe atılması ve kredisinin sıfırlanması demek. Erdoğan için bu kadar büyük bir paranın boşa gitmesi bir anlam ifade eder mi? Hiç etmez. 128 milyar doları birkaç ayda buharlaştıran bir isim için bu kadar devede kulak kalır. Ancak Erdoğan için Biden’ı kazanmak Putin’i kaybetmek anlamına gelebilir.

 

Çünkü Erdoğan’ın hamaset yapabildiği tüm alanlarda Rusya ile birlikte hareket ediyor. Putin’i karşısına alan bir Erdoğan’ın başta Suriye ve Dağlık Karabağ olmak üzere kritik bölgelerde hareket etmesi mümkün olabilir mi?Ki bu alanlarda artık ABD’den çok Rusya’nın etkisi var.

 

Böyle bir ortamda Erdoğan için en iyi çıkış yolu olayları zamana yaymak ve oyalama taktikler geliştirmek. Şu anda da bunu yapmaya çalışıyor. S-400’leri geri vermemek için teklif üstüne teklif sunuyor. Aynı şekilde insan hakları konusunda da değiştiğini göstermek için aylardır reform paketlerinden bahsediyor. Kimsenin ne tür bir paket hazırlandığından haberi yok. Masa başından hazırlanan ve göz boyama amaçlı bir paket olduğuna şüphe yok. Çünkü toplumun tüm katmanları tarafından benimsenen bir paketin kamuoyunda tartışmaya açılması ve tüm tarafların görüşünü alması gerekiyor.

 

Otoriterlikle iktidarda kalabilen bir liderin geri adım atması söz konusu olamaz. Bundan dolayı da Erdoğan’ın önümüzdeki günlerde daha sıklıkla rabia işaretleri yapması, daha fazla vatan-millet-Sakarya edebiyatına başvurması kaçınılmaz gibi görünüyor.



İlgili konular

abd

ABD, Ukrayna'da Rusya'dan endişeli 

1 saat önce

Rusya-Ukrayna arasındaki krizle ilgili bir açıklama da Beyaz Saray'dan yapıldı. ABD, Rusya'nın Ukrayna sınırındaki 'saldırganlıklarından' endişeli olduklarını söyledi....Devamını oku
rusya

Lavrov: Türkiye'yi İHA konusunda uyarıyoruz

5 saat önce

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye'nin Ukrayna'ya insansız hava araçları (İHA) tedarik etmesiyle ilgili soruyu "Moskova, Türkiye ve diğer ülkeleri Kiev'in militarist eğilimlerinin teşvik edilmemesi konusunda uyarıyor" diye cevapladı....Devamını oku