Yazarlar

Hazinede ne kaldı?

2 yıl önce

Bir tek İstanbul’a mı?


Sayıştay, Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu’na göre 2017’de 37.6 milyar lira olan nakit açığı, 2018 yılında 81.7 milyar liraya yükselmiş. Bu tablo yüzde 117’lik bir artış anlamına geliyor.
 
Nakit stoku ise 2017’de 31.1 milyar lirayken, 2018’de yüzde 186 azalarak eksi 26.4 milyar liraya kadar gerilemiş. Perşembenin gelişi Çarşamba’dan belli olur realitesi ile 2019 verilerinin nasıl olabileceğini varın siz hesap edin.
 
Sayıştay’a göre stoktaki düşüş, ‘‘mali olmayan varlıklardan kaynaklı nakit çıkışı sonucu nakit açığının artması ve finansman faaliyetlerinden sağlanan nakit girişindeki azalış’’ şeklinde değerlendirilmiş. Üstü kapalı gibi görünse de y/etkililerin mali olmayan savurganlıklarının bedelini milletçe ödüyoruz.
 
Bu bağlamda Türkiye’de geri dönüşü olmayan ve gün geçtikçe daha da derinleşen bir ekonomik kriz hali yaşanıyor. Özellikle ekonominin temelini oluşturan sanayi, inşaat, tekstil ve otomotiv sektörleri olmak üzere diğer bütün alanlarda faaliyet gösterenler şimdi daha çok zor duruma düşmüş durumda.
 
Büyük şirketler ardı ardına konkordato(iflas anlaşması) ile iflaslarını ilan ediyor. Yerli ve yabancı yatırımcılar bir yolunu bulup hızla ülkeyi terk ediyor. 
 
Ekonomik hayatın içerisinde sıcak para akışı minimum değerlere inmiş durumda. İşyerleri kapanıyor ve üretimler sürekli kısıtlanıyor. Basit bir işçi alımı gerçekleşeceği için bile on binlerce kişi müracaat ediyor.
 
Ekmek aslanın ağzından midesine ineli ve daha zor alanlara gireli yıllar oldu. Karşılıksız çek ve senetler zirveleri görmüş vaziyette. Bütçe, artık açık vermeden ziyade nasıl borçlanacağını düşünüyor.
 
Ekonomik göstergelerin tamamı (yandaş medyanın yalan haberleri hariç)olumsuz yönde seyrediyor. Bütün bunlar ekonominin acı gerçekleri olarak gün ışığı gibi ortada iken yetkililerin ‘‘Bakın burası çok önemi!.’’ diye başlayıp "Kriz yok hamdolsun iyiyiz" şeklinde devam eden açıklamaları da dayak yiyen boksörün haline pek de benziyor.
 
Dayak yiyen boksöre her raunt sonunda antrenörü ‘‘Aferin evladım, çok iyi gidiyorsun. Adamı iyi dövdün, devam et!.’’ der. İkinci raunt, üçüncü raunt başlar ama değişen bir şey yoktur. Bizim boksör dayak yemeye devam eder.
 
Bu defa kaşı açılan, dudağı yarılan, burnu kanayan ve ring ortasına serilen boksörün imdadına acı bir ‘gong’ sesi yetişir. Boksör, artık nefes almakta bile zorlanmaktadır ama antrenör hala boksörü motive etmek için konuşmaktadır ‘‘Aferin evlat, çok iyiydin.
 
Hatta önceki rauntlardan daha iyiydin. Çok iyi dövdün, perişan ettin adamı, tebrikler, bravo!.’’ Boksör, yaşadıklarına bir anlam veremeden çaresizce sorar ‘‘Hocam, adamı dövüp perişan eden ben isem beni dövüp perişan eden kim!.’’ 
 
Evet, İstatistik kurumunu ekonomi bakanına bağlarsanız dayak yiyen boksörden daha vahim bir hale düşmüşsünüz demektir. Kurumun başına getirdiği kendi arkadaşı ile birlikte tozpembe tablo çizme başarısını gösteren Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, hayatın içindeki reel ekonomik değerlerden çok uzakta bir görüntü sergiliyor.
 
Daha önceki her açıklamasında adeta çuvallayan Bakan, ‘‘4. çeyrekte yüzde 4 büyüyeceğiz, Yeni ekonomi programıyla enflasyonda yüzde 5’in altını göreceğiz’’ diyerek hala inci boncuk dağıtmaya devam ediyor.  
 
Güçlü ekonomilerde türbülans görülmesi çok nadirdir görüldüğü halde Türkiye ekonomisinin türbülanstan kurtulduğu yok. Halk, işsizliğin %12-13 olduğu açıklamalarına inanmaz iken bakan ‘‘Onca saldırıya rağmen ihracatımızı artırdık, cari fazla veren bir sürece geldik.
 
2019’u pozitif büyümeyle kapatacağız. Birçok uluslararası kurum Türkiye için eksi 5 küçülecek diyordu. IMF bile tahminlerini artıya doğru değiştirmeye başladı. Demek ki Türkiye ekonomisi iyiye gidiyor!.’’ şeklinde görüşlerinde ısrar ediyor.
 
Oysa AKP hükümetinin müsrif harcamaları ile hazinenin içi boşaltıldı. Türkiye şimdi elinde kalan son parayı da ‘‘Türkiye Varlık Fonu’’nu ile –zorunlu olarak- kullanarak tüketmeyi düşünüyor. Bir sonraki adımda fona bağlı şirketler doğrudan yabancı yatırımcıların ellerine geçecektir şüpheniz olmasın!
 
Artık günümüzde eskisi gibi krizler birden bire gerçekleşmiyor. Varlığını çok farklı şekillerde bir kanserli hücre gibi yavaş yavaş hissettiriyor. Bu nedenle halkın arasına inip işlerin yolunda gittiğine önce halkın ikna edilmesi gerekir.
 
Ekonomik harcamaların yarıdan fazlasını yapan hane halkında ekonominin iyileştiğine dair herhangi bir inanç emaresi görülmüyor. Ekonomideki türbülans halleri şirketleri borç alıp yatırım yapmaktansa elindeki varlıkları satarak veya kazandıkları karları kullanarak borçlarını ödemeye sevk etmiş durumda.
 
Krizin derinleşmesi halinde Türkiye Varlık Fonu’nun borçları geri ödemesi mümkün değil. Bu da eldeki varlıkların doğrudan yabancı yatırımcıların eline geçeceği anlamına gelir. Ancak tıpkı istatistik kurumu gibi Türkiye Varlık Fonu’nun yönetimi de Saraylılaştırıldı!. Bu nedenle buradan gelecek ‘sos’ sesi de çok geç ve çok acı olacak!
 
Merkez Bankası başkanı da artık ‘‘emir eri Ramazan!.’’ olduktan sonra aklına geleni deneyen iktidarın her yaptığı ‘mutlak doğru’ gibi kabul edilip uygulanıyor. Döviz cinsinden borçlanmalar, TCMB verilerine göre 447 milyar dolar ve bunun %38’i yüksek oranlı geri ödemeli.
 
Kamuoyunun ve özel sektörün dağ gibi iç ve dış borcu birikmiş durumda. Merkez Bankası verilerine göre her gün, sadece dış borç faizi olarak 50 milyon dolar ödüyoruz. Bunlar basit rakamlar değil.
 
Borçlanılarak alınan 1 milyar Euro’nun Batık proje İstanbul Finans Merkezi’nde Ağaoğlu gibi zengin müflisler için kullanılması fakirin ne kadar düşünüldüğün en açık göstergesidir!
 
Finansal istikrarsızlık son haddine geldiğinde -ki bence gelmek üzere!.- hazine tam takır kuru bakır bir şekilde ülke olarak ekonomik batağı –Allah korusun-yaşamış olacağız!
 
Açıklanan ekonomik paketlerin fakirin çorbasındaki tuza ya da pilavındaki bulgura bir gram katkısı yok. İşsizlik sorunu yok diyenler yalanın en büyüğünü irtikâp ediyor.
 
Yoksulluk bir salgın halinde günden güne, bütün işçilere, emekçilere, memurlara, köylülere, küçük esnafa bulaşıyor. Gün geçmiyor ki sosyal medyada, canına kıyan işsizlerin, üstüne benzin döküp ateşe veren emeklilerin haberleri bulunmasın!
 
Ve bütün bu veriler elinizde iken ‘tam takır kuru bakır’ haline döndürülen hazinede ne kaldığını soruyorsunuz kendinize ister istemez!.

 



İlgili konular

Ekşi Sözlük

Bebeğine mama alamayan anne, Ekşi Sözlük yazarlığını satılığa çıkardı

3 ay önce

Ekşi Sözlük'te bir kullanıcı bebeğine mama ve bez alamadığı için hesabını satılığa çıkarma kararı aldı....Devamını oku
AKP’li Turan

AKP’li Turan'dan ekonomik kriz yorumu: Bu bedeli milletimizle taşıyacağız

4 ay önce

Katıldığı televizyon programında AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, ülkede ekonomik kriz olduğunu kabul etti....Devamını oku