Yazarlar

İkinci Gazze

2 yıl önce

Babacan, Erdoğan’ı devirebilir mi?


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rus Lider Vladimir Putin arasında Perşembe günü Moskova’da gerçekleşen zirve, Erdoğan’ın büyük tavizler vermesiyle sonuçlandı. Zirve ile Erodoğan İdlib’in üçte birini rejimin kontrolüne bırakmayı kabul ederken, mülteciler için de hiçbir çözüm bulunmadı. 

 

Suriye krizinin başından beri Erdoğan ve Putin arasında gerçekleştirilen en kritik zirve olarak değerlendirilen Moskova görüşmesi yaklaşık sekiz saat sürdü ve bunun iki buçuk saatten fazlası Erdoğan ve Putin arasında başbaşa gerçekleşti; yani ne bakanlar ve ne de diplomatlar alınmadı. 
 
Zirvenin sonunda üç maddelik bir Eylül 2018 tarihli Soçi Mutabakatı’na Ek Protokol yayınlandı. Anlaşma maddeleri çok sade ve basit; Mevcut cephe hattında ateşkes, Halep’i Lazkiye’ye bağlayan M4 karayolunun iki tarafında altı kilometre derinliğinde bir güvenlik koridoru ve bu karayolunu denetleyecek ortak bir Türk-Rus devriyesi oluşturulması.
 
Aslında bu maddelerin tamamı daha önceki Soçi Mutabakatı’nda yer alıyordu. Ancak o anlaşma imzalandığında İdlib’in şu anda rejimin kontrolünde olan bölümleri hala muhaliflerin elindeydi. 

 

İdlib’deki dengeler geçtiğimiz yıl sonunda Rusya ve İran destekli rejim güçlerinin önce Maaret el Numan ve akabinde Sarakib’i hızlı bir şekilde ele geçirmesiyle köklü olarak değişti. Türkiye çaresiz bir şekilde hem rejime ve hem de Rusya’ya karşı caydırıcı olmak amacıyla bölgeye onbinden fazla asker ve üç binden fazla zırhlı araç sevketti. Fakat rejim güçlerinin ilerleyişi durmadı ve Halep’i Şam’a bağlayan stratejik M5 karayolu tamamen rejim güçlerinin kontrolüne geçti. Bu hızlı ilerleme, rejimden kaçan yaklaşık bir milyon mültecinin Türkiye sınırına yığılmasıyla sonuçlandı. 
 
Türkiye bir yandan ABD, NATO ve Avrupa nezdinde yardım talep ederken, diğer yandan Putin’in duruma müdahale etmesi için yoğun bir diplomatik girişim sergiledi. 
 
27 Şubat’ta 36 Türk askerinin öldürülmesiyle sonuçlanan saldırı, Türkiye’nin sert müdahelesiyle sonuçlandı. Rusya’nın da bir süreliğine seyirci kaldığı Türk Silahkı Kuvvetlerinin operasyonları sırasında rejim güçleri ve İranlı milisler büyük kayıplar vermeye başladı. 
 
Rusya bu sessizlikle aslında Erdoğan’ı kaybetmek istemediğinin mesajlarını da vermiş oldu. Çünkü her ne kadar Suriye’de kalmayı stratejik olarak önemsese de, Erdoğan’ın koltuğunu koruması da en az Suriye’de tutunabilmek kadar önemli.
 
Bu şartlar altında gerçekleşen Moskova Zirvesi, aslında İdlib’de yaşanan insanlık dramı ve muhtemel bir Türk-Suriye savaşını ya da Türk-Rus savaşını engellemiyor, sadece sorunu şimdilik buzdolabına kaldırıyor. Daha önce de bu tür ateşkes anlaşmaları imzalanmış, ancak kısa bir süre sonra çatışmalar yeniden başlamıştı. 
 
Şu andaki durumun daha da hassas olduğu gözönünde bulundurulursa, çatışmasızlık halinin çok da uzun sürmeyeceğini tahmin etmek zor değil. 
 
Moskova Zirvesi’nin üç önemli sonucu ortaya çıktı:
 
Birincisi Türkiye, Batı’dan herhangi bir destek görmeyeceğini anladı. Bunun sebebi Türkiye‘nin izlediği politikalarda gizli. Hem ABD ve hem de Avrupa’ya rest çekerek Rusya ile stratejik bir işbirliği yoluna gidildi. ABD’ya hakaret edilir gibi Patriot füze sistemlerinin alımından vaz geçilerek Rus S400 savunma sistemleri alındı.
 
Üstelik bu füzeler NATO savunma sistemlerine uyumlu olmadığı halde. Erdoğan gerekçe olarak ABD’nin Patriotlar hakkında teknoloji transferi yapmamasını gösterdi, ancak Rusya da S400’ler konusunda herhangi bir transfer yapmadı ve yapmayacak gibi de görünüyor.
 
Avrupa ile ilişkilerde de Erdoğan sürekli olarak mülteci kartıyla şantajda bulundu ve nihayetinde 27 Şubat’ta bu kartı da açtı. Bu saatten sonra Avrupa ülkeleri belki zoraki olarak mülteciler konusunda Türkiye’ye maddi yardımda bulunabilir ama aradaki güven büyük bir oranda zedelendi. 
 
İkincisi, Erdoğan da Putin de masada söylenebilecek herşeyi söylediler. Eğer çatışmalar yeniden başlarsa Türkiye, Rusya, Suriye ve İran’ın da içinde bulunduğu büyük bir savaş patlak verebilir.
 
Daha önce de iki lider pek çok kez biraraya geldiler hatta kameralar karşısında birlikte dondurma dahi yaladılar. Tabi ki o günler ilişkilerin zirvede, Erdoğan’ın Batı’ya ‘kıskanmayın ilişkimizi‘ dediği günlerdi.
 
Fakat iki lider arasındaki ilişkinin pamuk ipliğine bağlı olduğunu herkes biliyordu ve birgün bu ipin kopacağı belliydi. Belki şu ana kadar bu ip Erdoğan’ın sımsıkı sarılmasından dolayı kopmadı ama Erdoğan’ın da artık tahammül edemeyeceği günler çok yakında gelecektir. O günün işaretleri Moskova Zirvesi öncesi işaretler verdi.
 
27 Şubat’ta 36 askerin öldürülmesi, Suriye’nin değil, Rusya’nın işiydi. Ancak Türkiye bunu kamuoyu önünde sürekli olarak Suriye’ye mal ederek, Rusya ile karşı karşıya gelmemeye çalıştı. Dolayısıyla iki ülke arasında büyük bir savaşın küçük bir provası da yapıldı ve Erdoğan ne kadar çaresiz kaldığını gördü. 
 
Üçüncüsü, İdlib’in kuzeyinde yeni bir Gazze oluşturuluyor. Tıpkı İsrail’in kontrolünde ancak dünyayla tek bağlantısı Mısır olan bir Gazze gibi. Oluşacak yeni İdlib’in M4 karayolunun kuzeyindeki bölümü Türkiye’nin kontrolüne verilecek.
 
Türkiye burada hem yaklaşık dört milyon mültecinin hamiliğini üstlenecek, hem de burada faaliyet gösterecek HTŞ ve diğer El Kaide bağlantılı örgütlerle anlaşmaya çalışacak. Tıpkı Gazze’deki Hamas gibi. Bu bölge ne kadar kontrol altında tutulabilir büyük bir soru işareti. 
 
Suriye’de ve İdlib’de kalıcı bir barış sağlanması mevcut şartlarda mümkün değil. Erdoğan‘ın Suriye‘de emperyalist emelleri devam ettikçe ve koltuğunu koruyabilmek için her türlü yola başvurabileceği biliniyorken, aynı şekilde Beşar Esad rejiminin İran ve Rusya’nın desteğiyle sivil, militan, cami, okul, ev ayırımı yapmaksızın saldırıları sürerken Suriye ve İdlib her zaman dünya gündeminde olmayı sürdürecektir.
 
Belki bir süre Suriye rejimi İdlib’i ele geçirecek, bu kez de çatışmalar Türkiye’nin kontrol altında tuttuğun diğer bölgelere sıçrayacak. 

 



İlgili konular

erdoğan

Erdoğan: Müzakere öncesi biz de heyetlerle kısa bir görüşme yapacağız

4 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rusya ve Ukrayna heyetleri, yarın İstanbul'da tekrar bir araya geliyor. Toplantı öncesi biz de heyetlerle bir araya gelerek kısa bir görüşme yapacağız" diye konuştu....Devamını oku
üç kuruş

27 Mart gün özeti

4 ay önce

Günün önemli haber başlıklarını sizlerle paylaşıyoruz...Devamını oku