Yazarlar

İktidar insanlığını yitirince!

1 yıl önce

ertekin ekin

Eski insanlarda bir kısmı her yönüyle güzel ve ‘yaşanmaz bir hayat’ bırakmayı gaye edinirlermiş.

Yaşantısıyla akıllara kazınan, dillerde, yüreklerde her daim destanlaşan güzellikler bırakıp gitmek hayatın en güzel manası imiş. Böyle güzel bir mirası bırakmak için sadece evrensel değerlerle donanımlı bir ‘ insan’ olmak yeterlidir. Rengi, dini, dili, milleti ne olursa olsun ‘ insan’ olmak ve ‘insan’ kalabilmek gerçekten çok önemlidir.
İnsan olmayı başarabilenlerle yaşadığınız coğrafya daha yaşanılır bir hâle gelmektedir.


Ve insanlığını yitirenlerle aynı ortamlarda, aynı kaderi paylaşmak ise insana başlı başına yapılan ilk zulümdür. Zira insanlığını yitiren bir varlık hayvandan daha aşağılık davranışlar sergilemektedir. Akıl almaz ve vicdan kabul etmez ne kadar hadise varsa bu akıl ve vicdan mahrumu kimseler tarafından gerçekleştirilmektedir.


İnsanlık sınavında özellikle demokrasisi gelişmiş ülkeler açık ara önde gidiyorlar bu yüzden belki de! Lakin gelişmemiş ya da az gelişmiş ülkelerin ne yönetimlerinin ne toprağının ne de insanının tadı tuzu olmuyor. Çünkü insanlığını yitiren memleketlerde geride sadece kötü bir lağım tortusu kalmış oluyor!


Evet, daha önce de defaatle gündeme getirilen insanlık dışı muamelelere bugünlerde birer vatandaş olarak yeniden şahit oluyoruz. Eskilerin müspet manada kullandığı ‘yaşanmaz bir hayat bırakma’ felsefesini şimdilerde tam tersi bir durumda yaşıyor insanlık ve bu coğrafya. Maalesef ülkenin dört bir yanından gelen insanlık dışı davranışlar insanlık noktasında ne kadar dibi gördüğümüzün acı bir fotoğrafıdır.


Bu ülke nice darbe ve ihtilal dönemleri ve nice kirlenme yaşamıştı daha önceleri. Lakin hiç bir zaman böyle bu kadar kirlenmeye ve insanlık dışı davranışlara şahit olmamıştı. Eli kalem tutan insanları zindanlara dolduran ve yalnızca cehaletten beslenen güruh hıncını bir türlü almak bilmiyor! Bu ülkede seksenlerde, doksanlarda ve daha sonra hiç bir zaman işkence eksik olmadı. Ancak maalesef resmi kayıt altına alınamayan bu örtülü suçlar hep sümen altı edildi. Oysa işkencede zaman aşımı olmadığı artık herkes tarafından bilinen çok açık bir gerçek.


AKP, baş örtüsü diyerek geldiği iktidarda yıllardır başörtülü bayanlara kan kusturuyor. Artık hamile, lohusa, bebekli çocukları zindanlara attırmakta bir sakınca görmeyen iktidar şimdi de tutsak ve mahkum yakınlarına ‘çıplak arama ve cinsel taciz’ iddialarıyla gündemde. Aslında mesele iddia olmaktan çoktan çıkmış durumda. Zira binlerce başörtülü ya da örtüsüz kadın anlatmaya utandıkları böyle hassas bir mevzuda artık delikanlıca konuşmaktadır. İktidarın utanmazlığı ise inkar, ret ve hatta iftira boyutu ile devam etmektedir. Üstelik de iktidar başörtülü bakanları ile kamuoyunu aldatmaya çalışıyor işin ilginç tarafı!


Gün geçmiyor ki memleketin her hangi bir yerindeki bir Emniyetten ya da hapishanelerden kötü muamele haberi gelmiş olmasın. Daha Eylül ayı başında Uşak’ta üniversiteli 30 kız öğrenci emniyet binasında ahlaksız uygulamalara maruz kalmıştı. Şimdi yıllardır utancından susan ve bir şekilde konuşamayan kızlar, kadınlar, analar, bacılar suskunluklarını birer birer bozuyor.


İnsanlar gözaltında yaşadığı psikolojik baskıları bile artık sıradan ve normal birer hadise imiş gibi görüyor. Ancak insanları çırıl çıplak aramaya ve bedenlerine cinsel tacizde bulunma ne bir devlete ne bu coğrafyaya ve ne de insanlığa yakışır! Bunun adı ahlâksızlık, namussuzluk ve alçaklıktır. Hadise üst araması ile izah edilemeyecek kadar nettir.


Maalesef bu ülkede erkek görevliler tarafından Kameralar ile 7/24 bayan koğuşları izlenmeye devam ediyor. Maalesef bu ülkede çıplak arama ve sorgulama uygulamalarında erkek görevliler de aktif olarak kullanılıyor.
Bu ülkenin evlatlarına ‘ üvey evlat muamelesi’ yapan ve nereden zuhur ettikleri belli olmayan meçhul bir grup her şeyi alt üst etmiş durumda. İnsanlık adaletten ve her şeyden önce rafa kaldırıldı pervasızca. Yaşlı, genç, evli, bekar çoluk çocuk demeden insanlara ‘insanlık’ dışı muameleye sessiz kalan bir müsvedde yığını var karşımızda. İçlerinde insaniyet namına en ufak bir kırıntı yok. Vicdan mekanizması olmayınca insanlık adına da bir şey beklemek mümkün olmuyor.


Başlarına örtüyü geçiren modern devrin zalimleri masum ve mazlumların başına da dünyayı yıkmış durumda. Başkalarına kalmayan bu dünyanın kendilerine kalacağını zannediyorlar. Özellikle başörtülü bakan ya da bürokrat seviyesinde yapılan insafsız açıklamalar tiksinti veriyor ve mide bulandırıyor. Bu bağlamda Özlem Zengin’in yaptığı açıklamalar elle tutulur ve hak, hukuk, adalet gözeten açıklamalar değildir. İddiaları araştırma ve mazlumun yanında olma yerine hâlâ iftira atma ve atfı cürüm yapma yolunu seçiyor.


Oysa denetleme mekanizması kamuoyu gözü önünde şeffaf bir şekilde yapılabilirdi. Yetkili ağızlarla bir şeyi yok demekle o şey asla yok olmaz. Yahu binlerce kadından vicdan sahibi vekillere -özellikle Sayın Gergerlioğlu- mağduriyet mesajları yağıyor. Artık her şeyi göze alan mağdurlar ekranlara çıkıp yaşadıkları çirkin muameleleri anlatıyorlar. Ama iktidar ve Bakanları sadece seyrediyor. Bu dünyanın bu ülkenin ve o bakanlıkların ebediyen baki kalacağını zannediyorlar. Aldanıyorlar hem de ahiretlerini kaybetme pahasına ki en acı olan da bu durum.
İnsanlığını yitiren bir insan sadece kendine değil top yekün bir millete, insanlığa kast ediyor. Kendi hemcinslerine yapılanlara sessiz kalıp yapılan tacizlere”Bir defadan bir şey olmaz” diyen zihniyet bu toplumu ve insanlığı hiç bir yere götüremiyor/götüremez de. Tavır ve davranışları ile IŞİD zihniyeti sergileyen bir anlayışla karşı karşıyayız ne yazık ki. Bu bozuk anlayış fırsat bulursa -ki Allah fırsat vermesin- hiç çekinmeden insanların kafalarını gövdelerinden ayırırlar.


Sırf bu nedenle belki de mazlumu, mağduru insan olarak görmüyor ve onlar için her türlü kötü muameleyi, ahlaksızlığı mübah düşünüyorlar. Zira insanlık gidince askari bir insanda bulunması gereken güzel hasletler de uçurumdan aşağı yok olup gidiyor.İktidar insanlığını yitirince her şey oluyor yani.

 

Mehmet Akif’in dediği gibi bir defa;


“Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde
Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde”


Ne diyelim Allah yolunu şaşıran ve insanlıktan uzaklaşan bu millete yeniden vicdan, akıl ve izan nasip eylesin.

 



İlgili konular

Tokat

Köye AK Partililerin girişini yasakladılar

8 ay önce

Altyapı desteği alamadıklarını söyleyen Tokat Çamağzı Köyü sakinleri, köy girişine 'Reis'ten başka AK Partili hiçbir siyasetçi Çamağzı Köyü'ne giremez' tabelası astı....Devamını oku