İnsan Hakları

İstanbul Sözleşmesi nedir?

1 ay önce

istanbulsözleşmesi

Türkiye, 2011'de imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi'ni onaylayan ilk ülke olmasına karşın son dönemde bu anlaşmanın taraflığından çekilip çekilmeme tartışmaları yapılıyor.

Sözleşmeye karşı çıkanlar, bunun aile yapısına zarar verdiğini ve içindeki bir madde yer alan 'toplumsal cinsiyet' ifadesiyle "LGBT propagandası" olduğunu belirterek, bu anlaşmaya rağmen kadın cinayetlerinin giderek arttığını öne sürüyor.

 

İstanbul Sözleşmesi nedir ve tartışmalar nasıl başladı?

 

Süreçte en son neler yaşandı?

 

İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tartışmalar aslında yıllardır yapılıyor ancak son dönemde iktidar kanadından konunun ele alındığına dair açıklamalar geliyor.

 

Konu, Şubat ayında da Erdoğan tarafından gündeme getirilmiş ve "gözden geçirileceği" açıklanmıştı. Ancak BBC Türkçe'nin edindiği bilgilere göre, AKP'li kadın milletvekilleri sözleşmeden çekilmemek gerektiğini savunmuştu.

 

AKP'li kadın milletvekilleri İstanbul Sözleşmesi'nden geri adıma karşı

 

Mayıs ayında onursal başkanlığını İslam Hukuku uzmanı Prof. Dr. Hayrettin Karaman'ın yaptığı Türkiye Düşünce Platformu, Mayıs ayında Erdoğan'a sözleşmeden çekilmesi için bir rapor sundu.

 

Erdoğan da 1 Temmuz'da videokonferans yöntemiyle katıldığı AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuyu gündeme getirdi.

 

Hürriyet'te yer alan haberde Erdoğan'ın sözleşmeyle ilgili "Çalışıp gözden geçirin. Halk istiyorsa kaldırın. Halkın talebi kaldırılması yönündeyse, buna göre bir karar verilsin. Halk ne derse o olur" dediği belirtildi.

 

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, bu toplantıdan bir gün sonra sözleşmeyle ilgili bir soru üzerine bunun imzalanmasının "gerçekten yanlış" olduğunu söyledi.

 

Kurtulmuş, "Bu metnin içerisinde iki tane önemli husus var dikkat çekmemiz gereken ve bizimle asla uyuşmayan, bunlardan birisi toplumsal cinsiyet meselesi bir de cinsel yönelim tercihi. LGBT vesaire gibi marjinal unsurların ekmeğine yağ sürecek kavramlar olduğu ya da onların arkasına sığınarak faaliyet yapabilecekleri alanlar olduğu görülüyor" dedi.

 

Kurtulmuş, Türkiye'deki bütün partilerin tabanında sözleşmenin düzenlemeyle revize edilmesi konusunda çok ciddi beklentiler olduğunu da sözlerine ekledi.

 

Konunun 5 Ağustos'ta yapılması planlanan AKP MYK toplantısında ele alınması ve burada bir karar çıkması bekleniyordu. Ancak bu toplantı ertelendi.

 

Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta içerisinde AKP'nin kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmada, Türkiye'yi "aile erkil bir millet" olarak tanımladı.

 

Erdoğan, ""Ailenin temeline dinamit koyan hiçbir anlayış, hiçbir düzenleme, hiçbir ideoloji insani olmadığı gibi meşru da değildir" dedi ve inançta ve değerlerde olmadığı halde zamanla toplumsal yapıya sirayet eden çarpık anlayışların ortadan kaldırılmasının da AKP'nin en önemli meselelerinden olduğunu vurguladı.

 

İstanbul Sözleşmesi kadınları nasıl koruyor?

 

Hacettepe Üniversitesi'nin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın desteği ile 2014 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye'de evlenmiş kadınların yüzde 36'sı eş veya birlikte oldukları erkekler tarafından yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalıyorlar. Aynı grup kadın için cinsel şiddet oranı ise yüzde 12.

 

Duygusal tacize maruz kalan bir kadın anlatıyor: 'Nişanlım iyi biriydi ama beni kontrol etmeye çalışıyordu'

 

Araştırmaya göre, kadınlara yönelik en yaygın şiddet biçimi duygusal şiddet. Duygusal şiddete maruz bırakılan kadınların oranı ise yüzde 44.

 

Avrupa Parlamentosu'na göre, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde her üç kadından biri fiziksel ya da cinsel şiddete uğradığını söylüyor.

 

İstanbul Sözleşmesi ile kısaca kadınların her türlü şiddet ve ayrımcılıktan korunması, kadınlarla erkekler arasında eşitliğin yaygınlaştırılması ve bu amaçlar için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlanması ve bu konularda uluslararası işbirliğinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

 

Sözleşmede tarafların "kadına karşı şiddetin, kadınlarla erkekler arasında tarihten gelen eşit olmayan güç ilişkilerinin bir tezahürü olduğunu ve bu eşit olmayan güç ilişkilerinin, erkeklerin kadınlara üstünlüğüne, kadınlara karşı ayrımcılık yapmalarına ve kadınların tam anlamıyla ilerlemelerinin engellenmesine yol açtığının bilincinde olarak" sözleşmede yer alan hususlarda görüş birliğine vardıkları kaydediliyor.

 

Sözleşmenin hükümlerini etkili bir biçimde uygulanmalarını sağlama amacıyla kısaca "GREVIO" olarak bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzmanlar Grubu isimli bir izleme ve denetleme komitesi oluşturuluyor.

 

11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açıldığı için 'İstanbul Sözleşmesi' ismiyle anılan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ni imzalayan ve onaylayan ilk ülke Türkiye olmuştu.

 

1 Ağustos 2014'te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi "toplumsal cinsiyet eşitliği" ilkesine dayanıyor.

 

Toplumsal cinsiyet eşitliği nedir, Türkiye'de neden tartışma yaratıyor?

 

Geçen yıl Emine Bulut cinayetinin ardından Türkiye'nin pek çok kentinde sokağa dökülen kadın hakları savunucuları, İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması çağrısı yapmıştı.

 

Sözleşmenin temel noktaları neler?

 

Sözleşmenin, hem barış zamanında, hem de silahlı çatışma durumlarında geçerli olacağı belirtiliyor.

 

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun temsilcisi Gülsüm Kav, BBC'ye yaptığı açıklamada, İstanbul Sözleşmesi'nin 4 temel taşı olduğunu söyledi:

 

"Sözleşme ilk olarak önleyici tedbirlerden söz ediyor. Şiddetin çıkmaya cesaret bulamayacağı bir toplum yaratın. Bu da eşitlikçi toplumdur. Toplumsal cinsiyet eşitliğini bütün topluma, eğitimler de dahil olmak üzere her türlü yolla yayın.

 

"İkincisi, hemen böyle bir toplum yaratamayabilirsiniz, şiddet eski ve köklü bir sorun diyerek anlayışlı davranıyor sözleşme imzacı devletlere. Hemen böyle bir toplum yaratamazsan, tehdit söz konusuysa, kadınları etkin, aktif koru diyor. Yani bizim için 6284 sayılı kanunu tam uygula diyor.

 

"Üçüncü adımda da diyor ki, önleyici bir toplum yaratamadın, kadını korumak istedin ama koruyamadın, ola ki bir kadın zarar gördüyse, o zaman en azından etkin kovuşturma yap ve etkin ceza sitemi olsun, adaleti sağla.

 

"En son olarak da, sözleşme artık anlayışlı değil, talepkâr. Bunları yapıyorsan bile yetmez, bana kadınları geleceğe dönük nasıl güçlendireceksin, onu göster diyor."

 

Sözleşme kadına karşı şiddeti nasıl tanımlıyor?

 

Sözleşmede, "kadına karşı şiddet" tanımı, "ister kamu ister özel yaşamda" meydana gelsinler, her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddeti, şiddet tehdidini ve ayrımcılığı içeriyor.

 

Sözleşme, "Aile içi şiddet"i ise, "mağdurla aynı ikametgâhı paylaşmakta olsun veya olmasın veya daha önce paylaşmış olsun veya olmasın, aile içinde veya aile biriminde veya mevcut veya daha önceki eşler veya birlikte yaşayan bireyler arasında" tanımlıyor.

 

Sözleşmenin 18 yaşından küçük kız çocuklarını kapsayabileceği belirtiliyor.

 

Sözleşme tarafları hangi yasal adımları atmakla yükümlü kılıyor?

Sözleşme, tarafların her türlü şiddet eylemini ve ayrımcılığı önleyecek "gerekli yasal ve diğer tedbirleri" almasını zorunlu kılıyor, kadınları güçlendirecek faaliyetlerin yaygınlaştırılmasını istiyor.

 

Sözleşmeyle birlikte taraflara, ulusal anayasalarına veya ilgili diğer mevzuata kadın erkek eşitliği ilkesini dahil etme ve bu ilkenin uygulanmasını sağlama, kadınlara karşı ayrımcılığı yasaklama ve kadınlara karşı ayrımcılık yapan yasa ile uygulamaları yürürlükten kaldırma zorunluluğu getiriliyor.

 

Sözleşme hükümleri uygulanırken, "cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü" v.b. kimlik özelliklerinin yanı sıra "cinsel yönelim" temeline dayanarak ayrımcılık yapılamayacağı vurgulanıyor.

 

Devlet görevlilerinden ve kurumlarından sözleşmenin getirdiği yükümlülüklere uygun bir biçimde hareket etmeleri isteniyor.

 

Taraflardan sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi için gerekli finansal ve insani kaynakları tahsis etmelerinin yanında, kadına karşı mücadelede aktif rol oynayan sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını desteklemeleri ve bu kuruluşlarla işbirliğine gitmeleri de isteniyor.

 

Sözleşmede kadına karşı şiddetin önlenmesi için ne gibi hükümler var?

 

Sözleşmede, "Taraflar kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla, kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklardır" deniyor.

 

Sözleşmede "namus" kavramına atıfta bulunuluyor, "Taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde 'namus' gibi kavramların bu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir" deniliyor.

 

Sözleşmede taraflardan, özellikle gençler ve erkekler olmak üzere toplumun tüm bireylerinin her türlü şiddet olayının önlenmesine aktif bir biçimde katkıda bulunmasını teşvik etmeleri isteniyor.

 

Her türlü şiddetin engellenebilmesi için eğitimin önemine vurgu yapıyor. Resmi müfredata, "kadın erkek eşitliği, toplumsal klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde çatışmaların şiddete başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik bütünlüğüne saygı gibi konuların" öğrencilerin öğrenme kapasitelerine uyarlanmış bir biçimde dahil edilmesi isteniyor.

 

Sözleşme, bu ilkelerin yaygın eğitimin yanı sıra, spor, kültür ve eğlence tesislerinde ve medyada yaygınlaştırılmasına yönelik gerekli tedbirleri almakla da tarafları yükümlü kılıyor.

 

Taraflardan ayrıca ileride meydana gelecek şiddet olaylarını önleme amacıyla, özellikle aile içi şiddet girişiminde bulunanların şiddeti dışlayan davranışlar benimsemelerine yönelik eğitim programlarının oluşturulması isteniyor. Cinsel suç girişiminde bulunanlar için de benzer şekilde eğitim programlarının oluşturulması talep ediliyor.

 

Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında kabul edilen, uluslararası bir sözleşme olan, kamuoyunda ‘İstanbul Sözleşmesi’ olarak bilinen “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” Türkiye’nin imzasını çekme tartışmasıyla yeniden gündemde.

 

İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme konusunun ele alınacağı AKP Merkez Yönetim Kurulu ertelendi.

 

İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılması için Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a rapor sunan Türkiye Düşünce Platformu gelen tepkiler üzerine "bu konudan çekilme" kararı aldıklarını duyurdu.

 

Sözleşme hükümleri mağdurları nasıl koruyor, hangi suçları cezalandırıyor?

 

Şiddet eylemlerine maruz kalmış mağdurlara, kısa ve uzun dönemli uzman destek hizmetleri sağlanması sözleşmede zorunlu kılınıyor.

 

Başta kadın ve çocuklar olmak üzere şiddet mağdurlarına barınaklar sağlanması da sözleşmenin gereklerinden biri.

 

Sözleşme taraflardan şiddet olaylarıyla ilgili, gizlilik ilkesi kapsamında ve ülke çapında 7 gün 24 saat faaliyet gösteren ücretsiz telefon hatları oluşturmalarını istiyor.

 

Cinsel şiddet mağdurlarına hem tıbbı hem de psikolojik destek sağlanması öngörülüyor.

 

Şiddet olayına tanıklık eden çocuklara da psikososyal danışmanlık hizmeti sağlanması sözleşmede yer alan yükümlülükler arasında.

 

Sözleşme ayrıca mağdurların şiddet uygulayanlara karşı hukuki yollara başvurmasının ve tazminat almasının da önünü açıyor.

 

Sözleşme taraflara, "zorla gerçekleştirilen evliliklerin geçersiz ve hükümsüz kılınabilmesini veya sona erdirilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri" alma zorunluluğu getiriyor.

 

Sözleşmede psikolojik şiddet ve taciz amaçlı takibin de cezalandırılması isteniyor.

 

Bir kişiyle rızası olmaksızın vücut parçası veya cisimle cinsel ilişkiye girmenin yanı sıra, bir kişinin rızası olmadan üçüncü bir insanla cinsel nitelikli eylemlere girmesine neden olmak da cinsel şiddet kapsamına alınıyor.

 

Eski veya mevcut eşler veya birlikte yaşayanlar arasında bu tür eylemler de cinsel şiddet kapsamında değerlendiriliyor.

 

Sözleşmede taraflar, bir kişinin ya da çocuğun evliliğe zorlanmasının cezalandırılmasını da temin etmekle görevlendiriliyor.

 

Sözleşme ile zorla gerçekleştirilen kadın sünnetleri yasaklanıyor, kadınların zoraki kürtaja ve kısırlaştırılmaya karşı da korunması isteniyor.

 

Sözleşme ile cinsel mahiyette fiziksel davranışların yanı sıra sözlü veya sözlü olmayan davranışlar da "cinsel taciz" kapsamına alınıyor ve cezalandırılmaları isteniyor.

 

Sözleşmede yukarıda belirtilen suçların işlenmesine yardımcı olmanın da yasalarla suç kapsamına alınması isteniyor.

 

Emine Bulut cinayetinin ardından sosyal medyada İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması çağrısıyla kampanya

 

Emine Bulut cinayeti: RTÜK ekrandaki şiddetle yeterince mücadele ediyor mu?

 

İstanbul Sözleşmesi, kadına şiddeti ne kadar önleyecek?

 

Sözleşme ile kolluk kuvvetlerinin her türlü şiddet eylemine karşı mağdurlara yeterli korumayı derhal sağlamaları ve müdahalede bulunmak için yasal ve diğer tedbirleri almaları zorunlu kılınıyor.

 

"Taraflar bu sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet mağdurlarının uygun engelleme veya koruma emirlerinden yararlanmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır" deniyor.

 

Ani tehlike durumlarında yetkililere, aile içi şiddet faillerinin, mağdurun veya risk altındaki kişinin ikametgahını yeterli bir süre için terk etme emri verme ve bu kişilerle temas etmesini yasaklama yetkisi veriliyor.

 

Sözleşme mağdurlara haklarının ve menfaatlerinin anlatılması için destek hizmetleri sağlanmasını öngörüyor, hukuki yardım ve ücretsiz adli yardım sağlanmasının da önünü açıyor.

 

Taraflardan, sözleşmede tanımlanan gerekçelerden biri veya bir kaçı nedeniyle zulüm görme tehlikesi söz konusuysa, başvuru sahiplerine mülteci statüsünün tanınması isteniyor.

 

Sözleşmede, "Taraflar statüsü ve ikamet durumuna bakılmaksızın, korumaya muhtaç, kadına yönelik şiddet mağdurlarının hayatlarının risk altında olabileceği veya işkenceye veya insanlık dışı muameleye veya cezalandırılmaya maruz kalabilecekleri hiçbir ülkeye hiçbir durum altında iade edilmeyeceklerini güvence altına almak üzere gerekli yasal veya diğer önlemleri alacaklardır" deniyor.

 

İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkanlar ne diyor?

 

Özellikle son dönemde bazı kurum, kuruluş ve yazarlar İstanbul Sözleşmesi'nin geri çekilmesi çağrıları yapıyordu. "Change.org" internet sitesinde de Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesi için imza kampanyası başlatılmıştı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sözleşme için "Bizim için ölçü değildir. İstanbul Sözleşmesi nas değildir" dediği iddia edilmişti.

 

Hüda-Par da konuyla ilgili yayımladığı bir açıklamada, "İstanbul Sözleşmesi, detaylı olarak incelendiğinde toplumun temel dinamiklerini tahrip eden bir yapıya sahip olduğu rahatlıkla görülecektir" demişti.

 

Milli Gazete yazarı Şakir Tarım, "Yıkım Projesi: İstanbul Sözleşmesi" isimli yazısında, sözleşmeyi "Türkiye'nin bekasına yönelmiş en büyük tehdit" olarak yorumlamış ve sözleşmenin vakit geçirilmeden yürürlükten kaldırılmasını istemişti.

 

Yeni Akit yazarı Ali Erkan Kavaklı ise, "Aile kadın ve erkeğin birlikte yürütebileceği kurumdur. Erkeği evden uzaklaştırarak aileyi yaşatma imkanı yok. İthal kanunlarla aile yaşatılamaz. Sözleşme iptal edilmeli. Kendi dinimizi, inançlarımızı, örf ve adetlerimizi esas alan adaleti sağlayacak ve aileyi yaşatacak düzenleme yapılmalı" demişti.

 

Başka ülkelerde durum ne?

 

Sözleşmeye, 45 devlet ve AB imza koydu. İmzacılardan şu ana kadar sözleşmeyi onaylayanların sayısı 34.

 

Bulgaristan, onay sürecinde yaşanan tartışmalar nedeniyle konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Mahkeme, sözleşmenin cinsiyet kavramını hem biyolojik hem de toplumsal cinsiyet olarak ele aldığına ve bu ikili durumun anayasaya aykırılık taşıdığına hükmetti.

 

Slovakya Parlamentosu, muhafazakar parti ve grupların sözleşmenin LGBT haklarını içererek "fazla liberal" olduğu ve kadınların kürtaj hakkını tanımladığı için değerlerine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle yaptıkları kampanyaların ardından sözleşmeyi reddetti.

 

Sözleşmeyi onaylayan ülkelerden Polonya ise Temmuz 2020'de sözleşmeden resmen çekilme sürecini başlatacağını açıklamıştı.

 

Macaristan'da da hükümete İstanbul Sözleşmesi'ni onaylamaması yönünde çağrı yapan siyasi deklarasyon mayıs ayı başında parlamentoda kabul edilmişti.

 

Deklarasyonda, İstanbul Anlaşması'nın Macaristan Anayasası'ndaki "evlilik kurumunun korunması" ilkesine aykırı hükümler içerdiği, göçmenlere cinsiyet üzerinden iltica hakkı sağladığı öne sürülüyor; sözleşmenin Macaristan'ın göç politikasını olumsuz etkileyebileceği iddia ediliyor.

 

Sözleşme, Macaristan hükümeti tarafından 2014'te imzalanmış, parlamentoda onaylanmadığı için yürürlüğe girmemişti.

 

Bir kadının erkek şiddetinden özgürlüğe varan mücadelesi



İlgili konular

dilipak

Dilipak AKP'ye tepki gösterdi

16 saat önce

Abdurrahman Dilipak bugünkü yazısında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teravih namazının, koronavirüs nedeniyle camilerde değil evlerde kılınması kararına tepki gösterdi....Devamını oku
kanalistanbul

Murat Ağırel, Kanal İstanbul’dan arazi alanların listesini paylaştı

3 gün önce

Yeniçağ yazarı Murat Ağırel Kanal İstanbul güzergahından arazi alanların listesini yayınladı....Devamını oku