Gündem

Kaçırılan beş kişiden 100 günden fazladır haber alınamıyor

3 yıl önce

Kaçırılan beş kişiden 100 günden fazladır haber alınamıyor


15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlayan süreçte Türkiye'de insan kaçırma vakaları yaşanmaya başladı. Kaçırma vakalarının odağında ise 'siyah transporterlar' ve Milli İstihbarat Teşkilatı var.
 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Özgür Kaya, Yasin Ugan, Salim Zeybek, Gökhan Türkmen ve  Erkan Irmak’ın kaçırılması olaylarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sorarak Meclis gündemine getirmişti.
 
Gergerlioğlu, "90’lı yılların beyaz Toros marka arabaları bugünün siyah ve beyaz Transporterlarına yerlerini bırakmıştır. Savcılar dava açma konusunda çok hevesli değiller. Aileler perişan haldeler. Son üç yılda bize ulaşan kaçırılma vakaları 26’yı bulmuştur" dedi.
 
Gazeteci Erk Acarer de kayıp/kaçırılma vakalarıyla ilgili son bilgileri sosyal medya hesabından paylaştı:
 
"Ürkütücü bir gerçek. Erkan Irmak, Salim Zeybek, Özgür Kaya, Yasin Ugan, Mustafa Yılmaz ve Gökhan Türkmen 100 günü aşkın süredir ortada yok.
 
Aileler, emniyet, savcılık ve bakanlıklardan bilgi alamıyor. Bu insanlar nasıl ve neden kaçırılıyorlar, nerede tutuluyorlar, sonrasında ne yaşanıyor bakalım. Darbe sonrası, siyah minibüsler vardı. Şimdi bu araçlar beyazlarla yer değiştirdi. Son vakalarda bunu görüyoruz.
 
Bilgi sahibi aynı savcı. Bunu hazırlanmış dosyalardan biliyoruz. Dosyalarda gizlilik kararı var. Normal bir gözaltı süreci değil. Hukuk devletine aykırı. El yordamıyla bilgi almaya çalışan kimi ailelere eşleriyle ilgili söylenen şu: Devletteler gerisini kurcalamayın.
 
Bırakılanlar oldu. Konuşan yok. Ankara civarı bir “merkez” iddiaları var. Bilgi kırıntıları çarpıcı: 30-35 kilo veren, suskun eşler. 101 gün önce eşi ve 2 çocuğu önünde kaçırılan Salim Zeybek’in hikayesine bakalım. Edirne’de beyaz, 22 plaka Dacia Duster araç önlerini kesti.
 
Zeybek’in eşi ve 2 çocuğu film camlı, gölgelikleri inik araçta bekletildi. Çocuklardan büyüğü, babasının farklı araçla götürüldüğünü gördü. 7-8 şahıs vardı. Edirne Emniyete götürülecekleri söylendi, Duster’a alındılar. Ancak araç döndü ve yine ilk araca götürüldüler.
 
Anlatıma göre 3 araç var. 33 plakalı son araç bir süre yol açtı. İstanbul’a götürülüp eşi ile buluşturulacakları söylendi. Aracı süren 55-60 yaşlarındaydı, bereliydi, elindeki silahı araba kullanırken de bırakmıyordu. Tedirgindi. Yanındaki de aynı yaşlarda, kapüşonluydu.
 
55-60 yaş… Burası neden önemli? Çünkü bölgedeki yıkım ve Suriye topraklarında sık sık emekli özel harekatçılar gündeme geldi. Arkada ise en fazla 25’inde bir şahıs vardı. Zaman zaman telefonla konuşuyordu. Betül Zeybek siz kimsiniz diye sordu. Şu cevabı aldı: Devletiz.
 
Koordinasyon gençteydi, öndekilere dokununca, duruyor, konuşuyorlardı. Betül Zeybek, ayaklarının altındaki metal parçaları hissetti. Bunların plakalar olduğunu anladı. Kumburgaz yakınında bir villaya yakın kısa süreli durdular. Zeybek plaka değiştirdiklerini anladı.
 
Yolda bu birkaç kez tekrarlandı. Onları İstanbul otogarında bırakacaklarını söylediler. Para verdiler.Z eybek,bu para ne dedi: Devletin parası cevabını aldı. İstanbul’a yakın telefonla eşi ile görüştürdüler. Eşi, Ankara’ya dönün yaşamınıza devam edin, belki yine görüşürüz” dedi.
 
Konuşmadan sonrası, polisler tartışıp Ankara’ya dönmeye karar verdiler. Benzin alınan yerde bile tuvalete izin çıkmadı: “Ancak yol kenarı olur.” Eski Ankara yolu üzerinden şehre varıldı. Beyaz farları yanmayan bir başka araç takibe geçti.
 
Aileyi ikisi eşliğinde, gece yarısı, kızı çocuğunun anaokulu önünden geçerek eve bıraktılar. Betül Zeybek iki kez arkasına baktı, son takılan plakayı aklında tuttu: 34 FF 9017 Genç şahıs 2’inci kez tekrar etmişti: Savcıya ve emniyete gitmeyin!
 
Buna rağmen ilçe emniyete gitti, ilgilendiler. Fakat birkaç yere telefon ettikten sonra polislerin keyfi kaçtı: Bırakın bu işi diyip eklediler: Devlette ve sağ. Diğer aileler dosya savcısının da, çocuklarınız için vazgeçin ifadeleri kullandığını belirtiyor.
 
Araştırmalar sonuçsuz, aileler oradan oraya yönlendiriliyor. Emniyet kayıp büroya, kayıp büro savcılığa yönlendiriyor. Özet şu: “Boşverin!” Zeybek’in kayıp büro ile yaptığı bir görüşmeyi ekleyelim: “Dosya bizden çıktı?” Kime gitti, bunlar kim?
 
Bu hikayede bizi ilgilendiren şeyler: Zorla insan kaybetme ve işkence evrensel hukuk kurallarına aykırıdır. Devlette 90’lardaki bir yapı mı var? Ülke bu korku ikliminden çıkarılmalı ve kayıplar derhal suçsuzsalar ailelere, suçluysalar yargıya teslim edilmelidirler."
 


İlgili konular

yas'n ugan

Yasin Ugan 7 ay boyunca gördüğü işkenceleri mahkemede anlattı

2 yıl önce

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından kaçırılan ve Ankara Emniyet Müdürlüğünde ortaya çıktıktan sonra konuşmaması için baskı yapılan Yasin Ugan, gördüğü işkenceleri mahkemede anlattı....Devamını oku