Yazarlar

Karanlıklar prensi Süleyman Soylu

2 yıl önce

AKP, yenilgiden dahi mağduriyet çıkarmayı başardı


15 Temmuz 2016 senaryo darbesinden yaklaşık bir buçuk ay sonra dönemin cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yol arkadaşı Efkan Ala’yı görevden alarak Süleyman Soylu’yu İçişleri Bakanı olarak atadı. Karar herkeste şok meydana getirmişti. 
 
Çünkü Ala, 17-25 Aralık 2013 Yolsuzluk Operasyonlarından sonra pek çok kimsenin Erdoğan’ın koltuğunu kaybedeceğini düşündüğü sırada gerçekleştirdiği hukuk dışı eylemlerle ülkeyi bir polis devletine dönüştüdü, Erdoğan’ı kurtarmakla kalmadı, ‘tek adam‘ olmasında büyük bir rol oynadı. 
 
Ancak herşeye rağmen Ala’nın yeterince zulmetmediğini düşünecek olacak ki Soylu’yu onun yerine atayarak ne kadar doğru bir iş yaptığını tüm dünyaya gösterdi. 
 
Çünkü Efkan Ala dahi zulümde belli bir sınırı aşamazken, Soylu tam bir Gestapo Şefi gibi davranarak yüzbinlerce insanı hapishanelere tıktı, işkencelerden geçirdi.
 
Halbuki AKP’ye katılmadan önce Demokrat Parti Lideri olarak çıktığı televizyon programlarında veya miting meydanlarında tıpkı Erdoğan’ın şimdiki müttefikleri ve bakanları Devlet Bahçeli ve Numan Kurtulmuş gibi Erdoğan’a en ağır hakaretleri etmekten geri kalmadı.
 
AKP içinden gelmemiş bir isim olan Soylu, Türkiye’de  `derin devlet‘ denince akla gelen ilk isim eski emniyet müdürlerinden Mehmet Ağar’ın prensi olarak biliniyor. Ki Ağar’ın şu anda dahi Erdoğan’ın gayri resmi danışmanı olduğu, pek çok stratejik hamleyi Erdoğan’ın Ağar’dan aldığı öne sürülüyor.
 
Hatta aynı zamanda AKP’nin Elazığı milletvekili olan Ağar’ın oğlu Tolga Ağar‚ Cumhurbaşkanı denince bize Allah gibi geliyor‘ diyerek Erdoğan’ın tanrılaştırmıştı.
 
2008 yılında Ağar’ın yerine Demokrat Parti başkanı seçilen Soylu, bir yıl sonra koltuğunu Hüsamettin Cindoruk’a kaptırdı. Soylu 2012’de Erdoğan’ın özel daveti ile AKP’ye katıldı. 
 
DP Başkanı olduğu dönemden, AKP’ye katıldığı 2012’ye kadar Soylu,   AKP ve Erdoğan hakkında çok ağır sözler sarfetmekten çekinmedi. 
 
Soylu’nun 2008-2011 döneminde sarfettiği bazı sözler şu şekilde:
 
17 Şubat 2008:
 
Türkiye bir bombanın üzerinde oturuyor ve bombanın pimi de ne yaptığını bilmeyen bir partinin elinde bulunuyor. 
 
9 Nisan 2008:
 
Erdoğan, gündüz imam gece ise papazı oynuyor.
 
17 Nisan 2008:
 
AKP yüzde 47 oy aldık diyerek kimseye zulmedemez.
 
29 Haziran 2008:
 
Türkiye’yi AKP’den kurtarmaya uğraşıyoruz. 
 
8 Temmuz 2008:
 
AKP ülkeyi insanların birbirine şüpheyle baktığı bir şekle soktu. 
 
24 Ağustos 2008:
 
Türkiye’yi AKP’den kurtarmak boynumuzun borcudur. 
 
27 Ağustos 2008:
 
AKP’ye zıkkımın dibini göstereceğiz. 
 
20 Eylül 2008:
 
AKP basını tek sesli, kontrollü, yandaş ve iliştirilmiş medya haline getirmeye çalışıyor. 
 
23 Eylül 2008:
 
AKP ülkeyi yolsuzluğun ve yoksulluğun kucağına oturttu. Recep Tayyip Erdoğan demokrasi celladı.
 
30 Eylül 2008:
 
AKP yolsuzlukları aklama partisidir.
 
11 Kasım 2008:
 
Soylu bugün yok etmek istediği Gülen Cemaati ile ilgili olarak, `Bütün cemaatler sivil toplum yapısı olarak algılanmalıdır.‘ şeklinde konuşuyor. 
 
5 Ocak 2009:
 
Ülke soyguncu bir hükümet tarafından yönetiliyor. Türkiye’de gelmiş geçmiş en büyük yolsuzlukların altına imza atıyorlar.
 
8 Ocak 2009:
 
AKP, Türkiye’yi uyutma ve uyuşturma projesidir.
 
24 Şubat 2009:
 
Ben 6 ayda bu Tayyip Erdoğan’ın hakkından gelmiyor muyum görün bakalım. Bütün Türkiye duysun bugün ülkemin kanını emenlerden hesap sormazsam namerdim.
 
6 Mart 2009:
 
Erdoğan iktidarını altı ayda hurdaya çıkaracağım.
 
18 Mart 2009:
 
Millet AKP’ye zıkkımı gösterecek.
 
27 Temmuz 2009:
 
Erdoğan iktidarı işsizlik, sağlık ve ekonomi alanlarında başarısız oldu.
 
2011:
 
Soylu yine hergün hakaret ettiği Fethullah Gülen ile ilgili olarak şunları söylüyor: Gülen ve onunla birlikte hizmette bulunan insanlar hakkında ipe sapa gelmez, bir merkezden yönetildiği apaçık olan açıklamalarda bulunuyorlar. Bunun tesadüf olduğunu bana kimse söylemesin.
 
Bu hafta içi Saadet Partisi milletvekili Cihangir İslam’ın Soylu’yu eleştirmesi ve Soylu’nun verdği cevaplar, ne tür bir iktidar tesis ettiklerini net bir şekilde ortaya koydu.
 
Cihangir İslam’ın, `susturamadığınız insanları tutukluyorsunuz‘ sözleri üzerine İslam’ın üzerine yürüyen Soylu, `hainsin, provokatörün, ahlaksızlık yapma, terbiyesiz adam‘ diyerek cevap verdi. 
 
Soylu ve ekibi sadece Türkiye’de değil, Türkiye dışında da kanunsuz işlerini gündeme getiren isimlere yönelik tehdit ve şantajda bulunuyor. 
 
Geçtiğimiz günlerde Filistinli siyasilerden Muhammed Dahlan, AKP ve Erdoğan hakkında ilginç iddialar dile getirdi.
 
Bazı Müslüman Kardeşler ve IŞİD üyesi militanlara Türkiye’nin sahte pasaport düzenleyerek Avrupa’ya gönderdiğini öne süren Dahlan, aynı şekilde Libya’da Türkiye’nin radikal grupları desteklediğini ve Erdoğan’ın Libya Merkez Bankası’ndan altın çaldığına dair iddiaları dile getirdi. 
 
Mısır MBC televizyonuna konuşan Dahlan, Türkiye’nin IŞİD Lideri Ebu Bekir el Bağdadi’ye Suriye’de kontrol ettiği bölgelerde hareket alanı sağladığını belirtti. 
 
Dahlan’ın çıkışlarına karşı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Dahlan’ın İsrail için çalıştığını öne sürerken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise Dahlan’ın başına 4 milyon lira ödül koyduklarını ve İnterpol’dan yakalama kararı çıkarmak için başvurduklarını söyledi. Soylu ve Erdoğan, Dahlan için `kiralık katil‘ ifadelerini de kullandı.
 
Ancak her zaman yaptıklarının tam tersini yapmasıyla biline Erdoğan ve Soylu’nun suç dosyası hayli kabarık. 
 
Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğun’nda öldürülmesini Suudi yönetimine bağlayan Erdoğan ve ekibi, benzer bir şekilde Silivri Cezaevi’nde işkence sonucu öldürülen Zeki Mübarek’in ise intihar ettiğini öne sürüyor.
 
Mübarek’in yoğun mücadeleler sonucu ailesi tarafından alınabilen cesedi üzerinde yapılan incelemelerde işkencelere maruz kaldığı ortaya çıktı. 
 
Gizli ve kirli ilişkilerinden dolayı `Karanlıklar Prensi‘ olarak adlandırılan Amerikalı siyasetçi Richard Perle’a benzetilen Soylu, bu hafta içindeki açıklaması ile hapishanelerde tutuklu yüzbinlerce insana tıpkı Hitler’in Yahudilere yaptığı gibi işkence ve insanlık dışı muamelerde bulunduğunu itiraf etti.
 
Soylu, `Bizi Hitler’e benzetemezler, çünkü biz kimseyi gaz odalarında yakmadık.‘ dedi.
 
Anında Soylu’ya tepki gösteren sosyal medya kullanıcıları, Erdoğan rejiminin Cizre’de, Şırnak’ta, Sur’da, Nusaybin’de Kürtleri diri diri yaktıklarını, darbeden sonra hapishanelere doldurulan yüzbinlerce kadın, erkek, yaşlı, çocuk, bebek ve hastanın intihara zorlandığı, hastalıklarının tedavi edilmediği, psikolojilerinin bozulduğu, bu şekilde Hitler’in izlediği yöntemin farklı bir versiyonunu kullandıkları öne sürüldü. 
 
Türk tarihinin en karanlık cinayetlerinden biri olarak kayıtlara geçen Rus Büyükelçi Andrey Karlov’un katili Mevlüt Mert Altıntaş‘ın ev arkadaşı ile çektirdiği fotoğrafı dahi ortaya çıkan Soylu döneminde Türk tarihinin en kanlı cinayetleri de sahnelendi.
 
Soylu ve ekibi cinayeti Gülen Hareketi üzerine yıkmak için büyük bir gayret göstermesine rağmen Rusya da dahil hiç kimse bu iddiaları ciddiye almadı.
 
Hatta cinayeti gerçekleştiren Altıntaş’ın Erdoğan’a yakın din adamlarından radikal Nurettin Yıldız’la irtibatlı olduğu ortaya çıktı. 
 
1 Ocak 2017‘de İstanbul’un önde gelen gece kulüplerinden Reina’da  uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen saldırıda 39 kişi öldürülürken, cinayetin IŞİD bağlantısı hala ortaya çıkarılmış değil.
 
10 Aralık 2016’da İstanbul Beşiktaş'ta düzenlenen iki ayrı saldırıda 45 kişi ölürken, olayın sorumluluğunu MİT’e yakınlığıyla bilinen TAK’ın üstlenmesi dikkat çekti. 
 
Bu hafta içinde Soylu yaptığı açıklamada darbeden sonra 550 binden fazla kişiyi gözaltına aldıklarını itiraf etti.
 
Bu insanların üçte birini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Bu süreçte hapishanelerde 100’den fazla insan intihar etti ya da tedavi edilmediklerinden dolayı kanser ve benzeri hastalıklardan hayatını kaybetti. 100 bin yakın insan ülkelerinden kaçmak zorunda kaldı. 
 
Erdoğan rejiminin Hitlervari uygulamalarından 3 binden fazla okul ve üniversite kapatılarak AKP’ye yakın cemaat, tarikat ve derneklere verildi.
 
Kapatılan ve el konan şirketlerin net varlıklarının 10 milyar dolara yakın olduğu tahmin ediliyor.
 
Türk tarihinin en karanlık yönetimini sergileyen Erdoğan, sergilediği zulümleri İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Savunma Bakanı Hulusi Akar üzerinden gerçekleştiriyor.
 
Rejimin yıkılması durumunda en az Erdoğan kadar hesap verecek isimlerin başında bu üçü geliyor.
 
Ve bunlara yapılacak suçlamaların başında ise IŞİD’e yardım, insan hakları kurallarını hiçe saymak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını birbirine karşı kışkırtmak, masum insanları hapse atarak, özgürlüklerinden etmek, insanların mal ve mülklerini gaspetmek geliyor. 

 



İlgili konular

Bakan Gül

Eski Adalet Bakanı Gül sessizliğini bozdu: Makamlar gelip geçici

3 ay önce

Bakan Gül, memleketi Gaziantep’te AKP İl Başkanlığında partililer ile bir araya geldi....Devamını oku
Güldür Güldür

Güldür Güldür'den Süleyman Soylu'ya gönderme

3 ay önce

Sevilen komedi programı Güldür Güldür programındaki skeçte, saat 24.00'ten sonraki müzik yasağı eleştirildi....Devamını oku