Son Dakika

Korkulması gereken!

2 yıl önce

ertekin ekin

İnsanoğlunun dünyada bu kadar çaresiz kaldığı dönemler pek nadirdir.

Ne olduğu yeni yeni anlaşılmaya çalışılan CORONA Dünya genelinde sistemleri altüst etti. Hayat gelişmiş ülkelerde durma noktasına geldi.

 

Sadece az gelişmiş ya da şuursuz devletlerde yaşam olanca hızıyla akmaya devam ediyor! İnsan sağlığını/yaşamını önceleyen devletler şeffaf bir yönetim anlayışı ile yaşananları halkı ile gün gün paylaştı. Halkının yanında olduklarını söyleyip kesenin ağzını açtılar. Meselenin ehemmiyetini kavrayamayan devletler hem gerçekleri halklarından sakladılar hem de büyük bir vebali üstlenmiş oldular.


Gelişmiş ülkelerde ve virüsle ilk yaka paça olan devletlerde virüsün yayılma hızını azaltma adına önemli adımlar atıldı.

 

Virüs bize teğet geçer anlayışında olanlarda ise insanlar şarkıya, eğlenceye ya da duaya yönlendirildi!. Meseleyi ciddiyetle ele alan devletlerde öncelikle bireysel temas asgarî seviyeye indirilmeye çalışıldı. Devlete ait ve özel kullar dünya genelinde tatil edildi/online eğitime geçildi.

 

Şimdilik kısıtlı bir hayata alışmaya çalışan insanlar, devletlerinin "siz sağlığınızı düşünün gerisini kaygı etmeyin" açıklamaları ile derin bir nefes aldı. İyi gününde yanında olan devletini kötü gününde de yanında gören halklar bu dönemi daha pozitif atlatacak gibi görünüyor.

 

Ve yine bir çok ülkede toplu yaşam alanlarına yönelik tedbirler hızla alınmaya devam ediyor. Hapishaneler ya boşaltıldı ya da boşaltılması planları yapılıyor.


Ülkemizde de benzer kararlar alınması zorunlu hale gelmiş hatta geç bile kalınmıştır. 'İnsan sağlığının her şeyin üzerinde tutulması' anlayışı bu güzel ülkede de olmalıdır. Ancak AKP hükümeti anlamsız bir şekilde direnç göstermektedir.

 

Herkesi affederim ama terör suçlarını asla affetmem diye direnç gösteren bir zihniyet var karşımızda. Böyle zihni sulanmış/bulanmış bir zihniyet sahipleri kendileri dışında kalanların -hele de muhaliflerin- sağlığını asla düşünmek istemiyor.

 

Bu nedenle sürekli top çeviriyor. Bugün, eline silah almamış on binlerce insan 'terör' yaftası ile hapislerde adeta bir esaret hayatı yaşamaktadır. Suçu sabit olmayan/ispat edilmeyen ve hakkında karar verilmemiş binlerce insanın yaşam hakkı elinden alınmıştır. Şayet bu insanlar virüs nedeniyle tahliye edilmezlerse büyük bir felâket yaşanması ihtimali vardır!


Çok ciddi önlemler alan ülkelerde bile hastalığın, nüfusun _%80'ine bulaşacağı ihtimali konuşuluyor!. Türkiye'de hapishaneler 300 bin kişi ile kapasitesinin iki katı insan barındırıyor. Salgın, Allah muhafaza ülkede ve de hapishanelerde tarifi imkânsız acılara sebep olabilir!

 

Bu konuda mağdur yakınları ve AKP yönetim anlayışından artık gına gelenler/yaka silkenler birlikte kamuoyu oluşturma gayreti içerisindeler. Sosyal medyada kampanya üstüne kampanyalar düzenleniyor. Sayısı 1.4 milyonu bulan twetler atılıp tüm zamanların en başarılı kampanyaları yürütülüyor ama Hükümetten hala bir ses çıkmadı/çıkmıyor!


Güç ne zararlı bir şey imiş ki sahibini akrep gibi zehirliyor. Oysa toplumun isteklerini göz ardı eden/kulak tıkayan/görmeyen iktidarlar tez zamanda yıkılmaya/yok olmaya mahkûmdur. Eğer hâlâ kalıcı olmayı düşünen bir iktidar varsa -en azından kendi iyiliği için- hapishanelerdeki eli silaha değmemiş -adına terör dense de- siyasi tutukluları serbest bırakmalıdır.

 

Mahkûm ya da tutukluların yaşam hakkı gasp edilmemelidir. Hükümet dışarda vatandaşı, içerde mahkûm/mazlum ve mağdurları kısaca herkesi düşünmek zorundadır.


Dikkat ettiyseniz artık toplumda daha fazla korku/endişe/panik yaşanır hale geldi. Elbette bunda bu kriz yönetiminin en tepedeki/ler tarafından ciddiyetle ele alınmaması çok etkili oldu. Halkına ve yandaşlarına karşı karşı son kozlarını oynayan iktidar, lakayt tavırları ile tüm zamanlara taş çıkartacak gibi.

 

Dünya lideri, "Ey halkım ne kaygı ediyorsunuz yanınızda biz varız! Girin evlerinize 2 ay ihtiyaçlarınızı biz karşılarız! " diyemedi! Evet, her toplum, içerisindeki sahte kahramanlardan çok çekmiştir. Gönül isterdi ki 6 milyon Suriyeli'ye 6 yıldır yardım ettiğini söyleyen hükümet kendi vatandaşına da 2 ay bakarım diyebilsin!. Ama olmadı işte zira adamların şuuraltı hâlâ ihalelerde/rantlarda başka diyarlarda geziyor!


Peki, kendisi evde ve evladı zindanda hapis olan halk son sözü ne zaman ve nasıl söyler/söyleyebilir mi?
Korkarım halkın söyleyecek/tesir edecek bir sözü de kalmadı gibi. Zira halkı, bir küçük virüs tüm dünya ile birlikte esir almış durumda.

 

Sadece halkları da değil tüm devlet başkanları/Cumhurbaşkanları/bakanlar/ünlüler/zenginler şimdi yarınlarından emin değil. Şimdiden Corona teşhisi konulan liderler bile var. Kâbus, herkesin metafizik gerçekliği yüksek korkulu bir rüyası haline geldi. Lakin hâlâ zulüm kılıcı ile nara atanlar, fildişi saraylarda ahkâm kesenler bir ders almış da görünmüyor!


Hâlâ mazlumların iniltilerini bir ney gibi dinleyip görmezden gelenler! Size göre de bir ibret alma, ders çıkarma ve hadiselerin dilini okuma vakti gelmedi mi?

 

İlle de Corona virüsünün kapınıza dayanması mı gerekiyor?. Öyle görünüyor ki bu günler yeni bir zaman diliminin başlangıcı olacak gibi. Yıllardır mazlum ve masumların ahıyla yatıp kalkanlar şimdi evlerine/saraylarına hapsolmuş durumdalar! Bir harami gibi milletin malına çöküp gasp edenler kendi mallarının da bir hayrını göremeyecek!

 

Tıpkı yurt dışı yasağı koydukları insanlar gibi kendileri de bir yerlere -isteseler de- gidemiyorlar şimdi! Ne garip değil mi sayısı belirsiz hesaplarındaki paralara dokunamıyorlar bile!

 

Son model arabalarına da binemez oldular! Tıpkı aforoz ettikleri/ötekileştirdikleri gibi kendileri de artık misafir kabul edemiyor ve cuma namazına gidemiyorlar! Kendilerine uzatılan dost elleri öteleyenler şimdi sıkacak bir dost ele hasret kaldılar!

 

Zannediyorlar ki bu millet ağaç kabuğu yerken kendileri hâlâ yağda/balda alem yapacaklar! Bir afet geldiğinde ne sana bakar ne de bana! Özellikle de herkes yapıp ettiklerinin karşılığını alır bir bir! Bir de ötelere kalan hesaplar vardır ki o en çetinidir! Devrilmeyecek denen nice dağlar devrilmiştir bu dünyada.

 

Bunca yapılanlar ve bunca zulüm "hiç değer miydi.” Hem de sonsuz bir hayata karşılık.Korkmak lazım korkulması gerekenden!.



İlgili konular

kelepçe

AKP’nin torba yasası belli oldu: Gazetecilere hapis, vergi kaçakçılarına af

4 ay önce

AKP’nin torba yasasında gazetecilere “şirket itibarını zarar” gerekçesiyle 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Vergi kaçakçılarına yönelik ‘etkin pişmanlık’ hükümleri ise genişletiliyor....Devamını oku
vaka yoğunluğu

Vaka yoğunluğu en çok artan 10 il belli oldu

6 ay önce

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, illere göre her 100 bin kişide görülen haftalık Koronavirüs vaka haritasını paylaştı....Devamını oku