Yazarlar

Mafya düzeni ve faiz artırımı

6 gün önce

cumali önal

Türkiye’de son iki günde yaşananlara dünyanın başka bir ülkesinde rastlamak pek mümkün değil. Gelinen nokta ile son yedi yılda ülkenin adım adım mafya düzenine geçiş süreci tamamlanmış oldu.

Düşünebiliyor musunuz Türkiye’nin en önde gelen mafya liderlerinden biri olan Alaattin Çakıcı, muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu‘nu kazığa oturtmakla tehdit ediyor, hükümetin küçük ortağı Devlet Bahçeli de halktan, hukuktan korkmadan “Çıkıcı benim dava arkadışımdır“ diyerek ortaya çıkabiliyor.


İşin daha vahimi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sosyal medyadan eleştiren halktan biri hakkında anında soruşturma açarak gecenin karanlığında evinden alan savcılardan hiçbiri Çakıcı hakkında harekete geçmedi. Ve en vahimi olaydan sonra ekranlara çıkarak kamuoyuna açıklamalar yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Çakıcı hakkında tek bir kelime dahi etmedi, “Eyy Çakıcı“ diyemedi. Tam tersine AKP’nin tescilli MİT ajanı Mehmet Metiner, Çakıcı’nin tehdikleri için “Bunu bir tehdit olarak algılamamak lazım“ dedi.


İşin bir de CHPye bakan boyutu var. AKP’nin gittikçe kontrolden çıkmasında, komşu ülkelerin topraklarına göz dikmesinde, toplumun parçalanmasında, mafyanın adım adım kontrolü ele geçirmesinde en az iktidardaki partiler kadar CHP de sorumludur.


CHP hiçbir zaman AKP’yi zorda bırakacak eylemlerde bulunmadı. Tam tersine sadece iktidarın hukuksuzluklarını birkaç açıklama ile eleştirdiler ve sonra da kulaklarının üzerine yattılar.

 

Mesela Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden Çakıcı ile geçtiğimiz günlerde görüşen CHP’li Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan için Kılıçdaroğlu ya da CHP’li liderlerden herhangi bir tepki gelmemişti. Hiçbir CHP’li çıkıp, “Sen nasıl bir mafya lideri ile görüşüp, kameralara poz verirsin?” diye sormadı. Kılıçdaroğlu’nun tehdit edilmesinden sonra Gürkan da çıkıp Çakıcı’ya tepki göstermedi.


İlginç bir kısır döngü sürüyor. İktidar da, iktidar ortağı da, muhalefet de mafya ile kol kola. İşin ilginci CHP’nin muhalefetteki ortağı Meral Akşener liderliğindeki İyi Parti’den de bu tehdide yönelik herhangi bir açıklama gelmedi. Neden gelsin ki? Akşener’in Çakıcı ile ilişkisi herkes tarafından biliniyor. 1996-97 yılları arasında içişleri bakanlığı yaptığı dönemde Akşener’in, Çakıcı’ya haber göndererek saklandığı yeri değiştirmesini istediği bizzat Çakıcı’nın ele geçirilen ses kaydında ortaya çıkmıştı.


Kısacası mafyanın ön planda olduğu, her adım başı mafyatik yapılanmalara rastlandığı 1990’lı yıllara geri döndük. O yıllarda mafyanın nasıl devleti ele geçirdiği 1996 yılında yaşanan Susurluk olayı ile adeta belgelenmişti.


Mafya liderleri, derin yapılar, Ergenekonvari oluşumlar artık ellerini kollarını sallayarak kameralara poz verebiliyorlar, fotoğraf çektirebiliyorlar, istediklerini tehdit edebiliyorlar. Daha birkaç ay önce Erdoğan’a yakın işadamı olarak bilinen Azerbaycan asıllı işadamı Mübariz Masimov’un başına gelenleri tüm kamuoyu biliyor. Bir anda Masimov Fethullah Gülen’e yakın olduğu gerekçesiyle tutuklandı ve tüm mal varlığına el kondu. El konan otellerinden biri de MHP’ye yakınlığıyla bilinen bir dönemin kudretli ismi eski içişleri bakanlarından Mehmet Ağar’ın oğluna verildi. Ve o otelde de derin devletin dört atlısı Mehmet Ağar, Korkut Eken, eski generallerden Engin Alan ve mafya lideri Alaattin Çakıcı birlikte poz verdiler. Normal şartlarda biraraya gelmemesi gereken bu dört isim çekinmeden birlikte fotoğraf paylaşıyor. Peki bu fotoğrafla kamuoyuna ne tür bir mesaj veriyorlar?

 

Devletin gerçek sahibi biziz mi diyorlar? Ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mı bu mesaj? Çünkü Erdoğan’ın iktidarının pamuk ipliğine bağlı olduğunu sadece onlar değil, tüm kamuoyu biliyor.  İktidarlar yozlaştıkça ve çöküş hızlandıkça mafyalaşması ya da mafyatik yapılara teslim olması kaçınılmazdır. 1990’lı yıllardaki koalisyon hükümetlerinin başarısız olması ve ömürlerinin kısa olmasının temel sebeplerinden biri de mafya ile içli dışlı olmalarıydı. O dönemin başbakanları Tansu Çiller de, Mesut Yılmaz da bir şekilde mafya ile içli dışlı olan isimlerdi. Ve her iki isim de yine aynı Çakıcı tarafından tehdit edilmiş isimlerdi.


AKP’nin 2002’deki çıkışı ve sonrasında başarılı olmasının yine temel sebebi mafyadan uzak durması ve Batı normlarını benimsemesiydi. Ne zaman ki bu normlardan uzaklaştı, devlete de hükümete de mafyatik yapılar egemen olmaya başladı, MHP gibi her zaman mafya ile yakın temas içinde olan bir parti ipleri ele geçirmeye başladı. Erdoğan şu anda tabir caizse Bahçeli olmadan nefes dahi alabilecek durumda değil. MHP’nin desteğini çekmesi durumunda hem iktidarını kaybedecek, hem de gücünü. Kimilerine göre Çakıcı’nın son çıkışı, Erdoğan’ın reform sözünü kullanması ve yargıya çekidüzen getireceğini açıklaması ile de ilgili. MHP hiçbir şekilde ülkenin normalleşmesini istemiyor. Bunu söylerken Erdoğan’ı masumlaştırmak istemiyorum. Erdoğan tüm yaşananların müsebbibi. Ama o artık bir tür topal ördek, elinden gücü alınmış bir lider durumunda. Her taraftan saldırıya açık ve her yerden yumruk yiyor. Erdoğan’ın diğer iktidar ortakları Doğu Perinçek liderliğindeki Vatan Partisi, cemaat ve tarikatlar, yolsuzlukla müsemma işadamları ülkeyi parselliyorlar. Böyle bir iktidar sürekli taviz vererek ancak ömrünü biraz daha uzatabilir.


Erdoğan’ın nasıl zor durumda olduğunu son faiz artışında da görebiliyoruz. Faizi her türlü kötülüğün anası olarak gösteren, bu yüzden de yüzde 25'ler’düzeyinde seyreden faiz oranını bir dönem yüzde 8’lere kadar çeken Erdoğan Perşembe günü bu oranı yüzde 10,25’ten yüzde 15’e çıkarmak zorunda kaldı. Halbuki dün yaptığı konuşmada söylemlerini tekrar etti ve faizin yüksek olduğu bir ülkede yatırımların mümkün olmadığını tekrarladı.


Tabi burada Erdoğan kendince “Bakın faizi ben yükseltmedim, bağımsız olan Merkez Bankası yükseltti“ diyerek piyasaya mesaj da vermek istiyor. Ancak herkes biliyor ki Erdoğan’ın eli kolu bağlı ve faizi yükseltmese daha iki hafta önce 10.25’e kadar çıkan Euro, 8.80’e fırlayan Dolar kısa sürede aynı oranları geçerek rekor üstüne rekor kıracaktı. Bu da ekonomiyi tamamen kilitleyecek, zam üstüne zam, pahalılık üstüne pahalılığın gelmesi demekti.


Erdoğan şimdilik zam hamlesiyle bu gidişatı durdurmaya çalışıyor. Ancak elindeki imkanlar çok sınırlı. Bu kez de Erdoğan’ın beslediği işadamları iş yapamayacak, yatırımlar tamamen duracak. Çünkü ekonomik reformlar olmadan tüneli ucunda ışık görünmeyecek.


Mesela ekonomist Mustafa Sönmez son kararı,“Arızalı uçak kazasız belasız beklenen faiz artırılarak indirildi. Ama uçak arızalı. Uzun süre uçamaz“ diyor. Diğer bir ekonomist Özgür Demirtaş da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Acilen reformlara gidilmesi gerekiyor, yoksa bu faiz artışı iğneyi yediğimizle kalmamıza yol açar, bu bize sadece zaman kazandırır“ diyor.


Peki Erdoğan’ın reform yapabilme şansı ya da imkanı var mı? Yüzde sıfır. Sistem tamamen yolsuzluk ve rant üzerine kurulu. Ayrıca en küçük bir ihtimal olsaydı şu ana kadar IMF’den yardım da isteyebilirdi. Çünkü Türkiye’nin Merkez Bankası’nın kasası bomboş olduğu gibi yaklaşık 50 milyar dolar da borçlu. Bir yıl içinde ödemesi gereken 150 milyar dolardan fazla borcu var. Sırf bu krizden dolayı damadı Berat Albayrak’ı para kasasının başından aldı. Her ne kadar Albayrak istifa etti dense dahi, bunun böyle olması sözkonusu değil.

 

Erdoğan’ın gemisi artık sadece su almakla kalmadı, gemideki tüm fareler, yılanlar, çıyanlar da ortaya çıktı. MHP, mafyatik yapılarla büyük ortağı Erdoğan’a gözdağı veriyor, perde arkasından ülkeyi yönetiyor. Bir sonraki adımda bizzat Bahçeli’nin ortaya çıkarak Erdoğan’ı eleştirmesi beklenebilir. Tüm göstergeler büyük bir hesaplaşmanın yaklaştığını gösteriyor.



İlgili konular

erdoğan

Erdoğan grup toplantısında Arınç’a sert sözlerle yüklendi

6 saat önce

Partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç'ın YİK'ten istifa etmesi sonrası ilk kez konuya değindi: "Teröristlerden birinin yazdığı kitabın okunmasının tavsiye edilmesi açıkçası beni rencide etmiştir."...Devamını oku
erdoğan

Arınç'ın istifasında 'görevden affı' tweeti silindi, yerine 'talep' geldi

14 saat önce

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş'ın tahliyesini talep etmesinin ardından, Cumhur İttifakı'nın küçük ortağı MHP tarafından yaylım ateşine maruz bırakılan ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu'ndan (YİK) istifaya zorlanan Bülent Arınç'ın istifası ile ilgili dakikalar içinde iki farklı paylaşım yapıldı....Devamını oku