Yazarlar

Mavi vatan ve Türkiye’nin, Akdenizde kaybolan hakları

1 gün önce

meziyet

Akdenizde, uzun süredir, Yunanistan ve Türkiye arasında devam eden deniz sınırı anlaşmazlığından dolayı oluşan diplomatik ve askeri gerginlik yerini uzlaşıya bırakacak gibi.

Dalia Ziada

Özgür Liberal Demokrasi Enstitüsü Direktörü
14 Ocak 2021

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan ile Türkiye arasında istikşafi görüşmelerin 25 Ocakta İstanbul’da başlayacağını duyurdu.

 

Şunu da hatırlatmış olayım, geçtiğimiz yaz, iki ülke arasındaki askeri gerginliğin zirveye çıktığı günlerde, iki ülke askeri yetkilileri, sonuçsuz kalmış olasa da bazı teknik görüşmeler gerçekleştirmişlerdi.

 

Önümüzdeki Türk-Yunan görüşmesi, iki ülke arasındaki konuyla alakalı 61.görüşme olacak. Görüşmede, Türkiye’nin Ege Kıta Sahanlığı ve Akdeniz'de Türkiye ile Yunanistan arasındaki münhasır ekonomik bölgenin belirlenmesi gündem olacak.

 

Aslında ikili görüşmler 2002 yılında başlamıştı. Görüşmeler sırayla bir Yunanistan’da bir Türkiye’de oluyordu. Görüşmelerin sonuncusu 2016’da yapılmıştı. Geçtiğimiz yıl da görüşme olması gerekiyordu.
Ancak Yunanistan, Türkiyenin, Akdenizde, anlaşmazlık olan bölgede, doğal gaz taraması için, sismik araştırma yapmak üzere Temmuz ayında Oruç Reis’i göndermesini protesto ederek görüşmelere katılmadı.


Tüm protestolara rağmen Oruç Reis, 82 gün, Türk Deniz ve Hava Kuvvetleri’nin himayesinde tarama yapmaya devam etti. Neredeyse Orta doğuda savaş patlama noktasına geldi.

 

Türkiye’nin, Akdenizde askeri güç kullanmasındaki hedefin, geçen sene yapılması kararlaştırılan istikşafi görüşme öncesinde Yunanistan’ı köşeye sıkıştırmak olduğu anlaşılıyor. Ancak durum, Türkiye’nin aleyhine döndü. Askeri güç kullanma, görüşmelerde elini güçlendireceğine, daha çok siyasi çıkmaza iterek mavi vatandaki rolünü iyice zora soktu.


Üzülerek şunu da ifade edeyim ki, askerleştirilmiş Türkiye dış politikası, zehirleyici ve kronikleşmiş bir alışkanlık haline gelmiş olup diplomatik çekişmelerde, kendisine 1920’li yıllardan beri,hep kayıplar yaşatıyor.

 

Türkiye’nin, Doğu Akdenizde askeri gerginlik çıkarması, bölgeye Fransa, Rusya, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri hatta Çin’i gibi yabancı güçleri getirdi. Trajedinin göbeğinde ekonomik çıkarlarını gözetmek için geldiler.

 

Fransa, Türkiye, Yunanistan’ı taciz ediyor diye AB ve Nato’ya baskı yaparak yaptırım yapılması için girişimlerinde bulundu. Türkiye’nin şansı güldü de ne AB, ne de ‘beyin ölümü gerçekleşti’ dediği Nato Makron’un tehditlerine ve kırmızı çizgilerine kulak astı. Türkiye ile Yunanistan arasındaki krizin çözümünün, direk diyalog yolundan geçtiğini ısrarla belirttiler.

 

Bu arada, Doğu Akdeniz ülkeleri arasındaki diplomatik ilişkilerde, milli ve ekonomik çıkarlarını, Türkiye tehdidine karşı koruma çabasıyla müthiş dönüşümler meydana geldi.

 

Geçtiğimiz Ağustos ayında, Fransa ve Güney Kıbrıs, 2017 Nisan ayında imzalanan savunma İşbirliği Anlaşmasının yürürlüğe girdiğini açıkladılar. Bu anlaşma, iki ülke arasında, enerji kaynakları, kriz yönetimi, terörle mücadele ve deniz güvenliği alanlarında işbirliğini içeriyor.

 

İşin enteresan tarafı, sözleşmenin hayata geçirilmesi, Akdenizde Türk gücünün varlığına tepki olarak tam da bu vakte denk getirildi.

 

Bu olaydan bir kaç gün sonra 6 Ağustosta, Mısır ve Yunanistan, BM deniz hukuku sözleşmesine uygun olarak Akdenizde münhasır ekonomik bölge sınırını belirleyen bir anlaşma imzaladı.


Böylece Yunanistan’la Mısır arasında belirlenen münhasır ekonomik bölge ile 2019’da Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında kanunlara aykırı bir şekilde imzalanan anlaşma ile belirlenen mühasır ekonomik bölge çakıştı ve bu anlaşmayı boşa çıkardı.


2020 Ocak ayında, Mısır, Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail tarafından kurulan Doğu Akdeniz Gaz Platformu, Türkiye bilinçli bir şekilde dışlanarak Eylül ayı ortasında, bölgesel bir organizasyona dönüştürüldüğü ilan edildi.

 

Buna tepki olarak Savunma Bakanı Hulusi Akar, TBMM Plan-Bütçe Komisyonuna 2021 bütçesini sunarken ‘Yunanistan ve Mısır’ın Doğu Akdeniz’e yönelik ilişkiye girmelerine bigane kalamazdık’ dedi. Akar’ı bu endişesinde kınamamamız lazım. Zira Mısır, 20 yıldır Yunanistan’dan gelen münhasır ekomik bölge anlaşması imzalama teklifini, Türkiye ile tarihi ve kültürel ilişkilerine saygının gereği reddediyordu.


Ancak 2013 yılından beri Mısır ve Türkiye arasında devamlı artmakta olan siyasi gerginlik, Mısır’a, Yunanistan ve AB ülkeleri yanında yer almaktan başka bir seçenek bırakmadı.

 

Tüm bunlara rağmen Akdenize en uzun kıyısı (1870 km) olan ülkenin Türkiye olduğu gerçeğini de inkar edemeyiz. Buda Türkiye’nin, Akdenizin zenginliklerinden istifadesinin tabi ve kanuni bir hakkı olduğu manasına gelmektedir. Bu hakkını 1923 Lozan anlaşmasında kaybetmişti.

 

Bir asır önce dünya savaşının tozu dumanı içinde haksız ve yanlı bir şekilde imzalanmış anlaşma ile belirlenen ve Türkiye’nin, o coğrafi sınırlar içine hapsedilmemesi çağrılarına uluslararası toplumun, kulak tıkaması ise haksızlık olacaktır.

 

Türkiye ile Yunanistan arasında başlayan istikşafi görüşmeler, belki de bu haksızlığın ortadan kaldırılmasını ve hakkını iade etmenin bir başlangıcı olacaktır. Türkiye’nin son zamanlarda diplomasideki zaafı gözönünde bulundurulduğunda bunun zor olacağı gözükse de.

 

Enteresan tuhaflıklar var. Askeri Komutan olan Hulusi Akar’ın diplomatik söylemleri ve taktikleri, arkadaşı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan daha etkili. Bir de Erdoğan’ın, zaman zaman düşünmeden yaptığı açıklamalar ve bunun Türk dış politikasına olumsuz yansımaları var.

 

Türkiye, Akdenizde haklarını geri alabilmesi için şu üç şeyi yapmalı:

 

Birincisi, Erdoğan, Yunanistan-Türkiye ilişkilerini gerecek kışkırtmacı söylemlerine son vermeli.

 

İkincisi, Türk devleti, diplomasi alanında performansını iyileştirerek dış politikasında, Doğu Akdeniz ülkelerinin tümüne eskiden daha çok açık olmalıdır.


Üçüncü olarak da Türkiye, zaten fıtratı gereği yavaş işleyen diplomaside sabrını tükeden askeri pazularını ikide bir göstermekten vaz geçmelidir.



İlgili konular

pkk

İstanbul'da 'PKK operasyonu'

3 saat önce

İstanbul'da gerçekleştirilen PKK'ya yönelik operasyonda 8 kişi gözaltına alındı....Devamını oku
erdoğan

Erdoğan, İtalya Başbakanı Conte ile telefonda görüştü

17 saat önce

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Conte ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi....Devamını oku