Yazarlar

Mısır’ın Karadeniz hamlesi Türkiye’ye karşı mı?

1 ay önce

cumali önal

Türkiye, AKP iktidarının ilk yıllarında Avrupa Birliği ve Ortadoğu merkezli ses getiren bir diplomatik açılım stratejisi geliştirdi.

“Yakın çevre” olarak görülen tüm bu ülkelerle ilişkileri daha ileri düzeye götürmek için dönemin AKP kurmayları dört bir koldan diplomasi trafiği yürütüyordu.

 

Türkiye o dönemler adeta liderler geçidine ev sahipliği yapıyordu. Neredeyse hergün bir ülke lideri ya da üst düzey bir yetkilisi Ankara’nın konuğuydu. İsrail ile Manavgat Suyu Projesi, Mısır’dan başlayarak Suriye üzerinden Türkiye’ye uzanan Arap Doğal Gaz Boru Hattı, Avrupa Birliği’ne üyelik perspektifi, Ermenistan ve Yunanistan’la başlatılan yakınlaşmalar vs. baş döndürücü düzeydeydi. Şimdi bu gelişmelerden eser kalmadı.


Tam tersine Avrupa Birliği ile ilişkiler tamamen kopmak üzere. İsrail ve Mısır, Türkiye’nin hala bölgedeki en önemli ticari ortakları olarak kalsalar da diplomatik düzeyde, Türkiye karşıtı oluşan cephede yer alıyorlar.

 

Rusya ile pamuk ipliğine bağlı bir aşk-nefret ilişkisi yürütülüyor. Türkiye’nin en güçlü müttefiki ABD ile ilişkilerde Trump sonrası bir fırtına bekleniyor. Özetle Türkiye kusursuz bir fırtınanın ortasında savrulan küçük bir filika durumunda.


Buna karşılık Türkiye’nin, bölgedeki en büyük rakibi olarak gördüğü ülkelerden Mısır ise son yıllarda Doğu Akdeniz’in yükselen yıldızı haline geldi. 2011 yılında Arap dünyasını etkileyen isyan dalgasından en fazla etkilenen ülkelerden biri olmasına rağmen uluslararası arenada kurduğu yakın ve istikrarlı ilişkilerle bir anda Batı dünyasının vaz geçilmez ortaklarından biri haline geldi.


ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Çin ve Rusya gibi küresel güçlerle de çok sıcak ilişkiler tesis eden Mısır, Rusya ile kurduğu ilişki düzeyi ile Cemal Abdulnasır dönemini hatırlatıyor. Mısır’ın burada Türkiye’den en büyük farkı bir blok ya da ülke ile kurduğu ilişki uğruna diğerlerini heba etmiyor.


Mesela Türkiye Rusya ile yakınlaşırken, Batı ile tüm ilişkilerini kesme noktasına getirdi. Çin ile ilişkilerini bozmamak için ise Dağlık Karabağ’da Ermenilerin Azerilere zulmettiğini öne sürerek Azerbaycan’ı Ermenistan’a karşı savaşa kışkırtırken, Doğu Türkistan’da Uygurlara yönelik işkencelere seyirci kalabiliyor.


Mısır, Muhammed Mursi yönetiminden sonra kucağında pek çok sorun buldu. Bunların başında Libya, Filistin, Nil ve Sudan vardı. Tüm bunlar aslında Ortadoğu’nun temel sorunları arasında yer alıyor ve Mısır’ın bunlara çözümler üretmesi gerekiyordu.


Ancak Türkiye’nin bölgede izlediği yayılmacı ve gerginlikleri tetikleyici politika bir anda Mısır için birincil problem haline geldi.


İki ülke ilişkileri her ne kadar Mursi’nin iktidardan düştüğü Temmuz 2013’te bozulsa da, Mısır gerginliği iç politika malzemesi yapmadığı gibi uluslararası arenada da açıkça Türkiye karşıtı bir tutum sergilemedi. Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah el Sisi’nin hala Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı isim vermeden eleştirmesi dikkat çekiyor.


Türkiye’nin önce Sudan’da ve akabinde Libya’da izlediği politika Mısır’ı harekete geçirdi. Her iki ülke Mısır’la sınırdaş oldukları gibi bu iki ülkede Müslüman Kardeşler yanlısı hükümetlerin işbaşında olması Kahire’de güvenlik tehdidi olarak algılanmaya başladı. Erdoğan da bu iki ülkede Müslüman Kardeşler merkezli bir politika güdüyordu.


Mısır, Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de desteğiyle Türkiye’ye Savakin Adası’nda üs vermeye hazırlanan Ömer Hasan el Beşir yönetimine baskı uygulamaya başladı. Ve bir süre sonra da el Beşir yönetimi düzenlenen gösteriler sonrası devrildi.


Mısır, Libya’da da uzun süre Türkiye’nin hareketlerini izlemekle yetindi. Çünkü Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nun muhtemel bir zaferi durumunda Türkiye’nin Libya’daki hamleleri boşa çıkacaktı. Ancak Türkiye’nin önce Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle imzaladığı güvenlik ve deniz sınırlarını belirleme anlaşması ve akabinde de bu ülkeye açıkça silah ve paralı asker göndermesi başta Mısır olmak üzere pek çok Avrupa ve Ortadoğu ülkesinde alarm zillerinin çalmasına sebep oldu.


Türkiye, Suriyeli paralı askerlerin de desteğiyle kısa sürede Libya’nın batısını Hafter güçlerinden temizledi ve hızla stratejik önemdeki Sirte-Cufra hattına doğru ilerlemeye başladı.


Aynı dönemde ABD’nin Libya’da Rusya’yı hedef alması ve Türkiye yanlısı bir tutum sergilemesi de Türk ilerleyişini tetikledi. Fakat önce Mısır’ın Sirte-Cufra hattını kırmızı çizgi ilan etmesi ve akabinde de Rusya’nın Ankara’yı masaya oturtarak ilerleyişi durdurması Libya'daki dengelerin hızla değişmesini beraberinde getirdi.

 

21 Ağustos’ta sağlanan ateşkes ve tarafların farklı ülkelerde gerçekleştirdiği görüşmeler başta Mısır olmak üzere pek çok ülke tarafından desteklenirken, Türkiye şu ana kadar bu yöndeki barış girişimlerini destekleyen güçlü bir açıklama yapmış değil.


Cuma günü (23 Ekim) BM tarafından yapılan açıklamada Cenevre’de devam eden görüşmelerde tarafların kesin bir ateşkese vardıkları duyuruldu. Bu ateşkesin temellerini atan ülkelerden birinin Mısır olduğunu vurgulamak gerekiyor. Bu ateşkesle Mısır uluslararası arenada büyük bir prestij elde ederken, Türkiye ise hala Sirte’yi ele geçirmeye çalışan ülke olarak uluslararası kamuoyunun gündeminde.


Mısır’ın şüphesiz Libya’dan sonraki en önemli hamlesi Yunanistan’la yaptığı Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın en önemli özelliği Türkiye’nin Trablus yönetimiyle yaptığı anlaşmaya misilleme özelliği taşıması. Aslında Mısır bu anlaşmayı Türkiye ile de yapabilir ve daha fazla deniz sahasına sahip olabilirdi. Ancak Türkiye’nin bölgede izlediği sertlik yanlısı politika, Erdoğan’ın öngörülemez taktikleri Kahire’nin Atina ile işbirliği yapmasının yolunu açtı.


Türkiye provokatif çıkışlar yapmasaydı Kahire en azından bu tür bir anlaşmayı Yunanistan’la imzalamayabilir ve tarafsız da kalabilirdi. Türkiye izlediği politikayla Mısır’ı Yunanistan’la anlaşma imzalamaya zorladı.


Şunu kesinlikle söylemek gerekiyor, Türkiye ile Mısır arasında yaşanan soğukluk her iki ülkenin de faydasına değil. İki ülke tarih, kültür, coğrafya olarak belki de bölgede birbirine en yakın iki ülke durumunda. İki ülke halkları arasındaki sevgi, başka ülkelerle kıyaslanmayacak düzeyde yüksek. Ancak izlenen yanlış politikalar birbirine çok yakın olması gereken ülkeleri dahi birbirinden uzaklaştırabiliyor.


Mısır’ın ses getiren son hamlesi ise Rusya ile Karadeniz’de ortak tatbikat düzenleyecek olması. Tatbikat kararı bu ay başlarında alındı.


Her ne kadar bu denize kıyısı bulunan pek çok ülke bulunsa da, Karadeniz denince akla hemen Türkiye ve Rusya akla geliyor. Türkiye Karadeniz’e en uzun kıyısı bulunan ülke durumunda iken, Rusya ise Karadeniz’deki donanması ile meşhur. Bu durum da Karadeniz’i bir nevi Türkiye’nin arka bahçesi yapıyor. Mısır’ın Karadeniz’de tatbikat yapıyor olması ise pek çoklarına göre Mısır’ın Türkiye’nin arka bahçesine girmesi şeklinde yorumlanıyor.


Dostluk Köprüsü – 2020 Tatbikatı, aynı zamanda Rusya ve Mısır’ın düzenleyecekleri ilk ortak tatbikat.


Mısır son yıllarda donanmasına yaptığı yeni alımlarla adından söz ettirmiş, hava ve kara kuvvetlerini de güçlendirerek bir anda Ortadoğu’nun en güçlü ordusuna sahip olmuştu. Türkiye ise daha çok yerli üretim yapmayı planlıyor ve bundan dolayı da özellikle hava ve deniz kuvvetlerine ciddi alımlar yapmadı. Türkiye’nin önümüzdeki birkaç yıl içinde donanmasına birkaç savaş gemisi dahil etmesi bekleniyor. Özellikle Anadolu helikopter gemisi ile Türkiye özellikle deniz kuvvetlerinde önemli bir sıçrama yapmayı planlıyor. Hava kuvvetleri için ise kendi savaş uçağı projesi olan Türkiye’nin, bu hedefine önümüzdeki on yıl içinde ulaşmasının zor olduğu belirtiliyor.


Sonuç olarak Türkiye izlediği gerginlik stratejisiyle hızla uluslararası camia tarafından dışlanırken Mısır ise düşman edinmeden ve dostlarının sayısını artırarak hızla bölgenin en etkin güçlerinden biri haline geliyor.



İlgili konular

babacan

Ali Babacan: Tweet attığı için tutuklanan yerde insan hakları olur mu?

4 saat önce

Ali Babacan, insan hakları dersi almak istiyorsanız tweet attığı için tutuklanan lise ve üniversite öğrencileriyle görüşün dedi....Devamını oku
babacan

Babacan'dan Varlık Fonu açıklaması: Siz kapatmazsanız gelip ben kapatacağım

15 saat önce

DEVA Partisi Eskişehir İl Kongresi'nde konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Koronavirüs salgını nedeniyle zor günler geçiren esnaftan kira stopajı vergisi alınmaması çağrısında bulundu....Devamını oku