Yazarlar

Öyle değil mi?

2 hafta önce

ertekin ekin

Milletlere acı çektiren ya da kan kusturan zulüm dönemleri vardır. Ve bu zulüm dönemlerinin mimarlarını yine o milletler kendi içlerinden iktidara taşımıştır.

Yakın çağda Avrupa’da Mussolini, Hitler ve benzeri diktatörler gökten zembille inmemiştir. Ve yine her zulüm döneminin sona ermesi de önce o toplumda ve daha sonra diğer milletlerde büyük heyecana ve beklentiye yol açmıştır.

 

Dünya’da ne kadar otoriter yönetim varsa tamamı bir şekilde sona erse kim bilir dünya nasıl da yaşanabilir bir hale gelirdi! Gerçekten de Berlin duvarı yıkılırken benzer duygu seline kapılmıştı vicdan sahibi olanlar. Zira blokların parçalanması -bir şekilde özgürlüğü elinden alınanlar için- yeni umut kapıları aralamaktaydı. Kutuplaşmalar her zaman itici olmuştur ve taraflarına yine her dönemde kaybettirmiştir.

 

Bireysel gücü, elde edilen makamdan sonra yeryüzüne ‘tek hakim olma’ ya da ölene dek iktidarda kullanma dürtüsü hastalıklı bir ruh halinin açık belirtisidir. Hâl böyle iken yönetim modellerindeki boşluklardan yararlanan ve sistemin zayıf yönlerini değerlendiren uçuk kaçık insanlar iktidara gelip güç zehirlenmesi yaşayabilmektedir.

 

Nitekim bugün ülkemizde ve Dünya’da yaşanan en önemli sorun da bundan başka bir şey değildir.
Evet, internet teknolojilerinin gelişmesi ile önce beyinlerde ve zihinlerde sekülerleşme başladı. Bu doğru. Yanlış olan ise iktidara gelenlerin devletleri ve milletleri tamamen şirket mantığı ile yönetmeye çalışması. Sınırları aşan teknolojileri ülkesinde kontrolü altına alan muhterisler önce ülkelerini ve daha sonra tesiri altındaki coğrafyaları yaşanmaz hale getirmeye başladı. Bugün Türkiye’de yaşanan 15 Temmuz ve en son ABD”de yaşanan ‘kongre binası baskını’ bu hastalıklı ruh halinin bir neticesidir.

 

Dünyayı olumsuz etkileyen Pandemi salgınından daha büyük bir tehlike varsa o da budur. Yani cahil insanların yönetime gelip bilime, teknolojiye ve insanlığa savaş ilan etmesidir. Ve özellikle psikolojik bir vaka olan bu tipler ülkelerini çok kutuplu, yaşanılamaz bir hâle getirmektedir. Demokrasisi güçlü olan ülkeler bu hastalıklı ruhlardan kısa sürede kurtulabilse de; Türkiye gibi cehaletin zirve yaptığı ülkelerde durum daha da içinden çıkılmaz bir hâl almaktadır.

 

Malûm olduğu üzere cahil insanları aldatmak pek de zor değildir. Oysa özgür düşüncenin ve bilimin değer gördüğü/bulduğu ABD gibi ülkelerde diktatörlük inşa etmek kolay değildir. Bu nedenle ABD’de yaşanan ‘Tramp’ hadisesi geldi ve geçti. Oysa Türkiye yıllardır cehaletin ve psikolojik vakaların pençesinde inim inim inlemektedir.

 

Bugün İtalya’da, Fransa’da, İngiltere, Rusya’da ve daha başka ülkelerde yaşanan durumların temelinde de bu hastalıklı ruh dünyasına sahip ve insanlığa karşı örtülü/örtüsüz savaş ilan etmiş kişiler vardır.

 

Aslında ülke ve coğrafyalar farklı olsa da mevzu hep aynı. Hastalıklı ruhların yönetimi ele geçirip şahsi ihtirasları uğruna dünyayı zindana çevirme düşünceleri ve buna karşı insanlığın yer yer direnip direnememesi. İşler çok çetrefilli gibi görünse de aslında durum çok net. Bütün bu yaşananlar iyilerle kötüler arasında yaşanan sonsuz bir mücadeleden ibaret.

 

Şimdi Tramp’a güle güle derken bir gün sıra bizimkine de gelecek. Dünya cahillere bırakılmayacak kadar değerli olsa gerek!. Öyle değil mi?

 

 



İlgili konular

merkel

Merkel: ABD’nin Kuzey Akım-2 yaptırımları yersiz

2 gün önce

Almanya Başbakanı Merkel, ABD’nin Kuzey Akım-2 boru hattı projesine yönelik yaptırımları yersiz olarak nitelendirdi....Devamını oku
abd

ABD'deki bomba ihbarı panik yaşanmasına sebep oldu

3 gün önce

ABD'de Joe Biden'ın yemin töreninin yapılacağı Kongre binasının karşısında yer alan Yüksek Mahkemedeki asılsız bomba ihbarı kısa süreli panik yaşanmasına sebep oldu....Devamını oku