Yazarlar

Türkiye’den Mısır’a ayak oyunları!

1 ay önce

cumali önal

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin ikili ilişkiler izin verdiği takdirde Mısır'la deniz yetki alanları konusunda anlaşma imzalamak üzere müzakerede bulunabileceğini söyledi.

Çavuşoğlu’nun açıklaması Yunan gazetesi Katimerini’nin, Mısır‘ın, Türkiye'nin tarafından Doğu Akdeniz için Birleşmiş Milletler'e (BM) bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarını dikkate alarak hidrokarbon arama ihalesine çıktığını duyurmasından sonra geldi. Türk medyası haberi bayram havasında verdi.

 

İki ülke arasındaki ilişkileri, bölgedeki denklemleri, gelişmeleri bilmeyen biri şunu düşünecek;

 

Mısır ve Türkiye Yunanistan’a karşı ortak bir adım attı ve Atina’yı çok zor durumda bıraktı.

 

İkinci olarak da Mısır’ın Türkiye ile anlaşmak için çabaladığını ancak Türkiye’nin buna yanaşmadığı düşüncesine kapılacak.

 

Halbuki Mısır’ın, Türkiye ile Mısır arasındaki çok küçük taştışmalı bir alanı ihaleye açmamış olması (detayları çok fazla bilmiyoruz) Türkiye’de Mısır’ın Türk tezlerini desteklediği sonucu çıkarılıyor. Böyle bir durum söz konusu değil, çünkü daha geçtiğimiz Ağustos ayında Mısır ve Yunanistan deniz sınırları belirleme anlaşması imzalayarak, Türkiye’nin Libya ile imzaladığı benzer bir anlaşmaya ortak tepki gösterilmişti.

 

Üçüncüsü Türkiye Mısır’ın peşinden koşuyor, Mısır’ın Türkiye ile anlaşmak gibi bir endişesi ve çabası olmadı şu ana kadar. Hatta Mısır’ın bölge ülkeleri ile Türkiye’ye karşı oluşturulan ittifakların baş aktörlerinden biri olduğu da unutuluyor.

 

Türk liderleri ve medyasının kamuoyuna pembe bir dünya pompalama hamlesinin son örneklerinden biri olan Mısır konusundaki gelişme zaten aynı gün Mısırlı yetkililerin açıklamalarıyla suya da düştü. Zaten aynı saatlerde Arap Birliği Dışişleri Bakanları toplantısına katılan Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri Türkiye’yi sert ifadelerle eleştirdi.

 

Türk rejiminin bölgedeki olaylara müdahalesinin çok yıkıcı ve istikrar bozucu olduğunu belirten Şükri, Türkiye’den bölge için en önemli tehdit olmaya başlayan bu müdahalelerine son verme çağrısında da bulundu.

 

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Hafız da Türk rejiminin bu tür müdahalelerinin bazı Arap ülkelerinde sosyal ve mezhepsel parçalanmalara yol açtığını ifade etti. Arap Temsilciler Meclisi Arap İşleri Komitesi Sekreteri Ahmet Muklid ise Çavuşoğlu’nun çağrısı ile ilgili olarak Türkiye’nin çağrılarına şüpheli yaklaştıklarını belirtiyor.

 

Sada el Beled televizyonundaki bir programa katılan Muklid, Türkiye’nin Libya’nın zenginliklerini çalmaya çalıştığını, aynı zamanda Mısır’ın güvenliğini de tehdit ettiğini öne sürüyor. Aslında Akdeniz’de Türkiye ve Yunanistan’ı karşı karşıya getiren Münhasır Ekonomik Bölge anlaşması (MEB) Mısır’ı çok da ilgilendiren bir durum değil. Yani Mısır’ın çıkarlarını tehdit etmiyor. Dolayısıyla da Mısır, Türkiye ve Yunanistan arasındaki bu gerilime çok fazla dahil olmuyor. Bundan dolayı da son ihalede, Türkiye’nin üzerinde hak iddia ettiği 18. Parseli ihaleye açmamış olması bu sonucu doğuruyor.

 

Yani burada Türkiye yanlısı bir tutum sergilemiyor, sadece şimdilik bu tartışmaya girmek istemiyor. Zaten bu konuda Yunanistan’la MEB imzalayarak tavrını ortaya koymuştu.

 

İkincisi, Mısır’ın Türkiye ile asıl sorunu Doğu Akdeniz’deki deniz sınırları değil, Müslüman Kardeşler ve Libya. Türkiye bu iki konuda Mısır için tehdit olduğu sürece Kahire’den bir adım gelmesi mümkün görünmüyor.

 

Bölgedeki bazı gelişmeler de Mısır’ı Türkiye’den tamamen uzaklaştırıyor. Örneğin bazı Körfez ülkelerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi, Amerikan Yönetimi’nin Erdoğan’a mesafeli davranması, Avrupa Birliği ülkelerinin Yunanistan’ın yanında yer alması vs.

 

Üçüncüsü ise, şu aşamada Mısır’ın Türkiye’nin yanında yer almasının hiçbir getirisi de yok. Zaten iki ülke ekonomik ilişkilerinde ciddi bir sorun yaşanmıyor. Tıpkı İsrail ile olduğu gibi Mısır’la da siyasi ilişkiler gergin olmasına rağmen ekonomik ilişkiler kesintisiz sürüyor.

 

Ama tüm bunlara rağmen Türkiye’nin izlediği yayılmacı ve gerginliği tırmandırıcı politikalar başta Mısır olmak üzere bölge ülkelerini ciddi ittifaklar oluşturmaya da yönlendiriyor. Son olarak geçtiğimiz ay Yunanistan, BAE, Mısır, Kıbrıs, Bahreyn ve Suudi Arabistan'ın oluşturduğu "Dostluk Forumu" ilk toplantısını gerçekleştirdi.

 

Atina’da yapılan ilk toplantıya Fransa, Irak ve Ürdün de davet edildi. Daha önce de Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs arasında pek çok zirve ziyaret gerçekleştirilmiş, bu görüşmelere İsrail de bazen dahil olmuştu. Kahire merkezli Gaz Forumu da Türkiye karşıtı ülkeleri biraraya getiriyor.

 

Çavuşoğlu’nun son çıkışı Mısır'ın geçen ay Akdeniz'de petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri için başlattığı ihalelerde 18 numaralı parsel olarak ilan ettiği alanı Türkiye'nin kıta sahanlığına göre belirlediğini öne sürerek, "Mısır, Yunanistan'la bir anlaşma imzaladığı zaman da bizim özellikle kıta sahanlığımızın güney sınırlarına, BM'ye de kaydettirdiğimiz bu sınırlara saygı duydu. Bunu anlaşmada görüyoruz. Şimdiyse tabii bizim kıta sahanlığımızın içine girmeden, kendi kıta sahanlığı içinde sismik arastırma veya lisans verme gibi faaliyetlerini sürdürüyor, bunu yaparken de aynı şekilde bizim kıta sahanlığımıza saygı göstermeye devam ediyor. Biz bunu olumlu karşılıyoruz" diyor.

 

Hem Çavuşoğlu ve hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgedeki yalnızlığını sona erdirmek için Mısır’ın desteğine büyük bir ihtiyaç duyuyor ve bundan dolayı da sık sık Kahire’yi yanına çekme hamlelerinde bulunuyor.

 

Daha önce de Cumhurbaşkanı Erdoğan müteaddit defalar Mısır’la istihbarat düzeyinde görüşmeler yaptıklarını öne sürmüş, ancak Mısır’dan herhangi bir şekilde olumlu dönüş alamamıştı.

 

Türkiye’nin son çıkışının da Mısır’dan çok Türk iç kamuoyuna yönelik olduğu gözleniyor. Çünkü medyanın servis ettiği haberlerin uluslararası hiçbir karşılığı olmadığı gibi Mısır da bu çıkışa olumlu hiçbir karşılık vermiyor.

 

Mısır’ın mevcut konjonktürde Yunanistan’ı karşısına alarak Türkiye’nin yanında durmasının da hiçbir getirisi yok. Tabi ki normal şartlar olsa Mısır’ın Türkiye ile yakın ilişkilerinin her iki ülkeye muazzam katkıları olabilir. İki ülke hem Ortadoğu’nun en büyük iki ülkesi ve hem de etki alanları çok geniş.

 

Ancak Erdoğan’ın olaylara ideolojik bakışı, dış politikayı iç politika malzemesi yapmaya çalışması, tuhaf bir Osmanlıcılık rüyası görmesi, kendisini İslam dünyasının lideri gibi lanse etmesi, Arap ülkelerindeki zenginlikler üzerinde hak iddia etmesi ve bunun için de Batılı ülkelerin geçmişte ve şu anda yaptığı hukuksuzluk ve haksızlıkları kullanması da Mısır’ın Türkiye’den uzaklaşmasının başlıca sebepleri arasında yer alıyor.



İlgili konular

libya

Türkiye, Libya ile 5 anlaşma imzaladı 

1 saat önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Libya Başbakanı Dibeybe huzurunda iki ülke arasında 5 anlaşmaya imza atıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya'ya yarın itibarıyla 150 bin doz Kovid-19 aşısı teslim edileceğini söyledi....Devamını oku
kılıçdaroğlu

''Erken seçim artık halkın beklentisi haline gelmiştir''

10 saat önce

Arap basınının önde gelen gazetelerinden Turkey Now, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile röportaj gerçekleştirdi....Devamını oku